11 Ocak 2010 Pazartesi

Avatar THE PROCE an imax 3D experience

Büyük emekler harcanarak; "212KEPUB imax 3d & taktak işkembe" gösteri merkezinde tüm hazırlıklar tamamlandı.

The Proce - Tasarı Geometri Yönetmeninden
ŞİMDİ SİNEMALARDA!


AFİŞLER GÜVENLİK NEDENİYLE KALDIRILMIŞTIR! (tırstırs)

212kepub & taktak işkembe salonunda 3d olarak gösterime girdi.

ilk izlenimler şöyle;

"Abi çok gerçekçiydi ya sanki gerçek maketti." Cüneyt VAŞAKLI - MİLLİYET

"Bi ara hoca benim suratıma tükürüyo sandım hafız." Erbatur KÖKSÖK - BULVAR

"Muhteşem bir görsel şölen!" Haklı Devrim - RADİKIL

"Acı vardı acı!" Deha Muhtar - AKŞAMLEYİN

"Eğer bu filmi beğenmeyen varsa adam değildir. Bak adam değildir demiyorum!" Ahmet ÇAKAR

GAZETE MANŞETLERİ:

BU PROCE GEÇER! - STAR

AVATARRAK GİBİ! - BULVAR

GEVUR YAPIYOR YA.. - YENİ VAŞAK

Seksi fotoğrafları için tıklayın. ŞOK

4 Ocak 2010 Pazartesi

temel zanaatcinin metro hikayesi

Arkadaşlar bizim cinli temel sanat hocasının cin metrosundaki ford hikayesii izleyin gülünn yawww

3 Ocak 2010 Pazar

entas olmak

- duvarınızdaki bir oyukta yaşayan farenin sosyal hayatı sizinkinden daha aktifse,
- gece yatmadan önce son ve sabah uyanınca ilk aklınıza gelen maket yapmak ve teslim tarihleriyse,
- temizlik görevlilerini ismen tanıyorsanız,
- ev arkadaşınız "günaydın" dediğinde "iyi geceler" diye cevap veriyorsanız,
- malzemeye harcadığınız para kendinize harcadığınız zamandan kat be kat fazlaysa,
- aldığınız hediyeleri eski a0 çıktılarla paketleyip veriyorsanız,
- ne hediye istediğinizi soranlara "marker, eskiz defteri ve silikon" diye cevap veriyorsanız,
- ebeveynlerinizin sosyal hayatı sizinkinden daha aktifse,
- hocalarınızla ev arkadaşınızdan daha iyi anlaşıyorsanız,
- maket malzemesi olur diye çöpten ıvır zıvır topluyorsanız,
- stüdyoda yatakta geçirdiğinizden daha fazla zaman geçiriyorsanız,
- proje yetiştirmek için sabahlamak fikri sizi heyecanlandırıyorsa,
- bir hafta boyunca en mutlu olduğunuz an sabah kantinden üç kuruşluk bir poğaça yiyebilmekse,
- insanların stüdyodan ayrılma vakitlerine göre saatin kaç olduğunu tahmin edebiliyorsanız,
- rhino, 3dsmax, maya, photoshop, illustrator gibi bilumum programı mükemmel kullanıyor ama ms office karşısında apışıp kalıyorsanız,
- arkadaşlarınız bir günde sizin bir haftada uyuduğunuzdan daha fazla uyuyorsa,
- sabaha karşı 3'te yatınca "bu gece erken uyudum" diyorsanız,
- kampustaki ışıkları yanan tek bina stüdyonuzsa,
- "daha sadece gece yarısı, iş yetişir nedir ki" gibi cümleler kuruyorsanız,
- gün doğumuyla gün batımını karıştırıyorsanız,
- saatin kaç olduğunu sorduktan sonra "sabah mı akşam mı?" diyorsanız,
- ders çalışmak için geç saatlere kadar oturduğunu iddia eden ev arkadaşınızı boğazlamayı en azından aklınızdan geçirdiyseniz,
- cuma geceniz 68 saat sürüyorsa,
- "normal gün" dediğiniz şey gerçekten normal olan bir günün en az 6 saat kaydırılmışıysa,
- elinizi kestiğinizde aklınızdan ilk geçen şey çıkan kanın maketi kirleteceği ve işi yetiştiremeyeceğinizse,
- okula gitmek için uyandığınızda halihazırda okuldaysanız,
- stüdyo dışındaki yerlerden kısaca "gerçek dünya" diye bahsediyorsanız,
- "dışarda yemek" yan binanın kantinine gitmekse,
- "bugün" ve "yarın" kavramlarınız karışıyorsa,
- insanlar size "dünkü kıyafetinin aynısı değil mi bu" dedikten hemen sonra "hatta önceki gün de bunu giyiyordun" diyorsa,
- ev arkadaşınız hakkınızda kayıp aranıyor ilanı vermeyi düşünüyorsa,
- uyanık olduğunuz saatleri değil günleri sayıyorsanız,
- zaman kavramınız ilerlemek yerine geri sayıyorsa ("saat kaç?" "4 saat kaldı"),
- günde üç kere intihar etmeyi aklınızdan geçiriyorsanız,
- günde üç kere bölümü bırakmayı aklınızdan geçiriyorsanız,
- stüdyoda yatağınız bile olduğu halde hala uyumuyorsanız
- parçalarını kaybetmemeyi başarırsanız dremmel'e vereceğiniz paranın ciddi bir yatırım olduğunu düşünüyorsanız,
- "iki tek atalım" tabirini alkol yerine kahve için kullanıyorsanız,
- barda muhabbet olsun diye insanlara kül tablasının nasıl üretildiğini anlatıyorsanız,
- yanmış strafor kokusu evinizi hatırlatıyorsa,
- biriktirdiğiniz parayla sadece daha fazla malzeme almak aklınıza geliyorsa,
- cam kenarında içki şişesi, çalınmış bira bardağı falan değil de kalemler, garip boyutlarda kağıtlar ve bilumum el aletleri biriktiriyorsanız,
- proje tesliminden sonra kendinizi garip bir boşlukta hissediyorsanız,
- banyonuzu boya yapmak için kullanıyorsanız,
- proje tesliminden sonra azalan stres seviyeniz sizi korkutuyorsa,
- gördüğünüz kötü bir tasarımı belirtmeden duramıyor ve nasıl daha iyi tasarlanacağı konusunda saatlerce konuşabiliyorsanız,
- silikon ve sasparit olmadan nasıl yaşanır tahayyül edemiyorsanız,
- strafor maketinize dokunan insanları falçatayla ölümlerine yollamak istiyorsanız,
- biri tasarımınızı "iyileştirmek" istediğinde kibarca onaylıyor ve içinizden fikrinin bok gibi olduğunu söylemeyi geçiriyorsanız,
- insanların sizden ödünç aldığı şeyler kalem ve cetvelse,
- sokakta yürürken dünyayı ele geçirecek yeni ürünlerin ne olabileceğini düşünüyorsanız,
- en çok kullandığınız kelimeler form, işlev, estetik, ergonomi gibi kelimelerse,
- sırf eski diş fırçanızı cila işlerinde kullanabilmek için gidip yeni bir diş fırçası alıyorsanız,
- işi bırakıp yemek yemeniz gerektiğini hatırlamak için alarm kuruyorsanız,
- şekerleme yapmak sizin için bir rahatlama yönteminden uyandığınız anda proje zamanından iki saat çaldığınız için küfür etme sebebine dönüşmüşse,
- bir haftalık uykusuzluğun üstüne, proje yaparken aklınıza gelen bir fikrin eskizini çizmek için gece 2'ye kadar uyuyamadıysanız,
- ilk yılın sonunda eve döndüğünüzde insanlar sadece malzemeler, üretim ve teknoloji üzerine konuştuğunuz için muhabbetinizden sıkılıyorsa,
- proje tesliminden sonra rahatlayıp artık uyuyacağım, eğleneceğim, gerçek bir hayatım olacak diye sevindiğiniz anda yeni projeyi alıp ertesi güne yetiştirilmesi gereken daha da fazla işi dert etmeye başlıyorsanız,
- jüriden yirmi dakika önce işinizin bittiğine kanaat getirip tuvalete gidiyor, ve on beş dakika sonra bambaşka bir insan olarak tuvaletten çıkıyorsanız,
- erkek olmanıza rağmen ten renginizle uyumlu kapatıcınız varsa, ve bu anormal değilse,

ve siz bunları okurken en az 10 kere "aa aynı ben işte lan" dediyseniz.

27 Aralık 2009 Pazar

havada pis bi buğu bi sis vardı... ışıklar karartılmış etraf loştu. içten içe korkmaya başladım. fırtına öncesi sessizlikti. dayanılmaz sessizliği yırtmak için dayanamadım en yakınımdakine sordum
o-ders ne?
x-mekanik ısı!
o-demekki sisin pusun pis havanın nedeni buymuş dedim.
x- ne sisi lan?! hava güzel
o-bölme lan beni!
çarşamba gününe uyanmamım sebebi olan ders gelip çatmıştı. git gide duwarlar üstüme üstüme geliyor, etrafımdaki insanların yüzleri zombileşmeye değişmeye başlıyolardı. bildiğin ölüleri şafağı gibi.... bi kişi hariç! sakin. bildiğin sakindi! o normaldi nedense! sonra hatırladım. adam bu dersin kralini hupletmiş sonra gümletmiş bi adam. kurtarıcımız o olabilirdi belkide seçilmiş kişiydi!
ders başladı... işkence gibi. ne zaman nerde patlicağına emin olamadığım bi gerginlikte izliyodum filmi.... pardon dersi.
sonra gerilim daha yükseldi! eline aldı not kağıdını alacaklı gibi milletin yüzüne wurmaya başladı ne war ne yoksa!
sonra seçilmiş olan saçları ağırmış dökülmüş boyu kısalmış adama ilişti gözlerim gözlerine... oha lan neo gözlükte takmaya başlamış dedim.. beyaz atlı prensten çok uzaktı ama bizi kurtarabilirdi! ne ağzını açtı! kıyamet kopuyordu! gözlerimi kapadım! masanın altına cenin wari yattım...
s-hocam notları okudunuzmu?
h- tıssss.................................................................
öldüm sandım bi an! ama hayır yaşıyordum. ellerime baktım halen burdaydım! hiç bişey olmamıştı! hoca ne gıkını nede gıdısını çıkardı! ölüm başka gün gelicekti!...
aradan nekadar süre geçti bilmiyorum. baygındım. gözlerimi biraz açtığımda hocanın dersi bitirmeye çok yaklaştığını hissettim. bitiyodu! ölmemiştim! kıyamet kopmamıştı! ama
derken hoca ortaya yemi attı!
h-anlamayan? soru sormak isteyen warmı?
gene hem kel hem fodun hemde odun seçilmiş kişiye baktım. yarım ay gözlüklerinin üstünden bilgece baktı we 3 saat boyunca meditasyonda olan içindeki kurt u saldı meydana!
s-sorulara cewap weriyomuydunuz!?
aha dedim! sıçtık! seçilmiş olan yeme atladı!
h- efendim?
s-sorulara cewap weriyomuydunuz!?
h- efendim?
s-sorulara cewap weriyomuydunuz!?
h- efendim?
s-sorulara cewap weriyomuydunuz!?
yankı yapıyo sandım! ama değildi. bildigin duello yaptılar! ama birden içinden bana en yakın chi kuvvetim açığa çıktı! ağzımı açtım! açmaz olaydım!
o-anla işte sorulara cewap wermiyo!
we bam! kaldırdığım kafam şeytanın gözlerinin yakıc ıetkisiyle masaya geri yapıştı! öldüm! gözlerim kapanmadan sonkez gördüğümse bu söylediğim şeyin ona hiç bi etkisi olmadığıydı! tahtaya döndü we dewam etti! ama çaktığım özgürlük tohumu sayesinde mekanik ısı 2012 de msü den kaldırıldı! bölemi olmalıydı! bilmiyorum ama çok pis laf soktum he!!! :D

ps. sana ne amk! sen kimsin hocaya el kol yapıosun! seçilmiş işi biliyorda soruyor soruyu!
sen!? bi bok bilmiosun üstüne hocaya afra tafra! afra tafra! ee şimdi ne bok yiicük! :S XD

24 Aralık 2009 Perşembe

Hey yo-yo...

sevgili büly;

2 . sınıfa başladık hatta yarılamak üzereyiz , ancak hiç kimse hiçbirşey yazmayınca kıyamadım bir iki birşeyler çiziktirmek istedim. Bayramda falan da yazmadık en azından noel e yetişmek istedim.
Dönem başında Rezzan kiraz kişisi " aa satrünle venüs tek sıra olcek , herşey iyiye güzele gidecek, bütün herşey düzelecek, bütün burçlar cillop gibi olacak " gibi vaadlerde bulunmuştu ve ben de bunun umuyduyla okula başladım. Ancak her 3. sınıf sürükleyici film gibi " ben öyle sanıyordum " ve " işler karakterin düşündüğü gibi gitmeyecekti " ydi.
İlk başta başladığımda onur tolunayı gördüm ve " ulen tamam ya hatun bütün burçlar demişti. Demek herkesin aklı başına gelmiş " demiştim. Ama olmadı büly..... sadece ilk hafta geldi ve sonrasında gelmedi......
Ancak gosip görlün senaristi olan kaderim sadece bununla kalmamıştı. Bir gün sadece 2 saat uğraştığım bir ödevi anlatmak amacıyla o derse gittim büly, tüm hayatımı, belleğimi değiştirecek olan o derse... ergonomiye gittim. 5 kişiden fazla insanın önünde konuşamayacak kadar sosyofobik olduğum için soteye çekilmiş herkesin anlattığı ödevleri inceliyordum. O, kimisini iyice övgüleriyle ayakla kalça kısmı arasını 4-5 metrelere çıkarırken bir yandan kağıtlara birşeyler çiziktirip şunu söyle yap bunu böyle yap diyerek insalara daha da seramik hamuru almalarını sağlıyordu. Sonunda sınıfta az kişi kalmış ve kadim ödev anlatma ritüelini gerçekleştirme sırası bana gelmişti. Yeterince gergindim ama diyordum ki " venüsle satrün tek sırada en kötü " bunu böyle yap şunu şöyle yap " der ". Ama sonrasında saniyeler saatler gibi geçti büly. Önüne oturdum ve not almasını bitirmesini bekledim. Sonra o acı dolu sözle geldi. " Sen bana ne kadar da benziyorsun yüzün falan ama burnun yamuk biraz.. " yanındakilere büyük bir zevkle " dimi ama dimi benene " diye onaylatırken o sözler kulağımda yankılanıyordu " BANA BENZİYORSUN... BURNUN YAMUK...BANA BENZİYORSUN "
Sonra ne anlatıldı ne konuşuldu hatırlamıyorum ama bir ara yaptığım şeye " mantar gibi " dediğini hatırlıyorum. Dersten çıktığımda burnuma yumruk yemiş gibydim büli, BURNUMA. Ayrıca aynalara bakmak istemiyordum zira içimden bir ebru çıkacaktı ve ben gene o 3. sınıf romantik komedi sürükleyici filmlerdeki gibi aynaya yumruk atacaktım ve beni okulun şerifleri tutanakla dışarı atarlardı. Kabataştan motora binerken aklımda sözler yankılanıyordu " venüsle satrün tek sıra olmuş olabilir ama SEN BANA BENZİYORSUN "
Büli sözlerimi bir filmden arak yaparak bitiricem. Caşua ya selamımı ilet.

- Hey rezzan
+ wha?
-FAK YU LAN

28 Eylül 2009 Pazartesi

Dersimi Seçtim Bekliyorum

Bir şeyi kırk kez söylersen olur.
Ben bugün bunu gördüm.

Geçen sene amirtoça bizim başımızı vuracağımız isimleri söylediğinde hayatın beni bu noktaya sürükleyeceğini anlamıştım. Danışman(!) dedikleri kişi zaten sıfatı sebebiyle yeterince süper-sonik bi kahramandı benim için. Danışment’lerden gelen bu ailenin günümüzde telaffuz edilir haliydi. Tonguç da bu ailenin ilk oğlan çocuklarına verilen isimdi. Herkesin “ilk oğlan” demesinden midir nedir Tonguç bana fazlaca ‘kırık’ ismi gibi gelmekteydi. Ve komikti.
Nitekim, aklıma gelen başımada geldi tabi. Geçen seneki ders onaylatma eylemini hasbel kader sorunsuz bi şekilde atlattım. Uzun ve boş geçen yaz tatilinden sonra yeniden o çetin viraja gelmiştim. Tonguç dememeliydim.
Derslerimi seçtim. Zaten bana sunulan çok seçenek yoktu! Temel sanatıda seçmiş olmanın sitresiyle okula gittim. Yol boyunca aklıma tek bir şey vardı. Tonguç dememeliydim.
Sekreteryadaki, komşu kılıklı teyze’yle muhatap olma şerefine de nail olunca –ki ne zaman bir şeylere nail olcak kadar kelime dağarcığım oldu fark etmedim- hiç düşünmeden daha doğrusu çok fazla düşünmekten! Sorumu sordum.
-şey tonguç hoca nerde? (sessizlik) Duymadın bunu deme kimseye! (gülüşmeler)

the end.
bi nevi mutlu son.



CAST

Ben – Tolga PINAR
Tonguç – Tengüz (bi hoca)
Sekreterya – Unknown Aritst
Amirtoça - Anonim

15 Eylül 2009 Salı

sabrili zidane lı adidas F55 reklamı

...alıntıdır...

istanbul'da bir mahallenin tepeden çekimi ile başlıyor film. vakit geç olmuş, hava karanlık. ara sokaklarda ellerinde galatasaray bayraklarıyla 40-50 kişilik bir grup ilerliyor. tezahüratlar filan söz konusu tabii. o sıra eski model bir mercedes beliriyor yolda. kamera arabanın içine giriyor ve ışık keline keline vurdukça anlıyoz ki zidane var orda, zizou var. gizemli gizemli bakıyor etrafa önce. susuyor biraz. ardından da elindeki çakmağa -zippo- bakarak anlatmaya başlıyor;

" bir hikayem var... eşi benzeri olomayan bir adam hakkında."

çakmağı çakıyor o sıra, görüntü değişiyor. mahalle arasında maç yapan; biri galatasaray formalı (alnı yok; kaş ve hemen üstünde saç şeklinde bir durumu söz konusu çocuğun), 3-5 bebe görüyoruz. ve zizou bu görüntülerin üzerine konuşmaya devam ediyor;

"efsaneye göre büyülü bir şey olmuş, taş yağmuru gibi.."

bu sözün hemen akabinde bir posta kamyonu (öyle olduğunu sanıyorum), park edeceği esnada galatasaray formalı çocuğa çarpıyor hafifçe. ve cıngar çıkıyor. tutamıyolar çocuğu. küfürler, tehditler, parmak göstermeler, omuzu geri atıp koca adamın üzerine yürümeye çalışmalar... şoför ürküyor tabii. etrafa bakıyor masum masum. çocuk durmuyor. durdurulamıyor. arkadaşlarını da galeyana getirip taşlamaya başlıyolar kamyonu. zidane anlatıyor bir yandan;

"gizemli, sihirli, mucizevi..."

arkadaşlarının attığı taşlardan biri, her iki kolunu da yanlara doğru açıp havaya bakan galatasaray formalı çocuğun kafasına geliyor çötankk deyu. yığılıyor oracığa. buna sadece posta kamyonunun şoförü tanıklık ediyor ki görüntüye geldiğinde pis pis sırıttığını da fark ediyoruz. bir şeyler mırıldanıyor. küfrediyor muhtemelen.

"derler ki ayaklarından ateşin sesi çıkarmış (arka planda gülüşme sesleri duyuluyor).. koşarken kıvılcımlar saçarmış (gülüşler kahkahaya dönüşüyor ve birinin "rakibine sürttürüyordur o" dediğini duyuyoruz).. tıpkı iki taşı birbirine vurduğunda çıkan kıvılcım gibi.."

zizou bunları söylerken, onu bir stadyumun girişinde görüyoruz. maç izleyecek belli ki. yavaş yavaş yürüyor. gizemli gizemli böyle. sabri giriyor o sıra kadraja.. top ayağında, kafayı yine eğmiş koşuyor babam koşuyor. pas atacak biri var mı bakayım, rakip nerde bir göreyim dediği yok. taç çizgisi hizasında kendi kendine vücut çalımını da atıyor... hasbelkader ceza alanının sağ tarafına gelince de yekiniyor ordan kaleye. sonuç yine aut. dilini büküp, omuzlarını geri atarak koşuyor görev yerine doğru. o ara bilindik "pardon beyler!" hareketini de yapıyor tabii. taraftarın uğultusu yükseliyor iyiden iyiye ve sazı yine gizemli takılan, etrafa mistik bakışlar atan zizou alıyor;

"onun sadece bir efsane olduğunu sanmıştım...

yanılmışım."

devre bitene kadar soyunma odalarının olduğu koridorda bekleyip, sabri'yi görende, aynen materazzi'ye attığı gibi bir kafa ekleştiriyor ve "bu, tüm taraftarlar için di zarbi, uzgünüm" diyor cezayir'in aslanı. "her takımın böyle bir kafaya ihtiyacı olan oyuncusu var.." diye ekledikten sonra da uzaklaşıyor ordan. reklam biterken ekranda önce f 55 s, hemen ardından da adidas logoları görünüyor. :D

paylaşmak istedim...

17 Temmuz 2009 Cuma

Onur Tatilde

Fazla söze gerek yok bir diyalogla açıklıyorum:

- Hey şu Fedon mu?
- :dikkatlibibaksmileysi:
- Yok lan Onur'muş!

28 Mayıs 2009 Perşembe

bir hal geldi


dış mihraklar gene çalışmışlar ve bizim esra ceyhan ı en iyi 7 gariplikten 7. seçmişler! komşuya gitmiş tüm oylar! en garip biziz! a dan z ye biziz

26 Mayıs 2009 Salı

SON DAKİKA....... ENTAS ANA HABER




MEHMET ALİ BİRAND:ee iyi aksamlar sevgili izleyenler bir ana haber bülteniyle daha karsınızdayızzz
eee simdi size bir son dakika haberi veriyorum söz muhabir arkadasım sedefte
SEDEF:İyi aksamlar sayın birand son dakika gelişmesini bildiriyorum furkan birgünü gördüm şayitlerim var evet yanlış duymadınız mimar sinan üniversitesinde entas bölümünün bulundugu katta dolasırken okula bi hal geldi ve objektiflerime kaç zamandır ortalarda gözükmeyen sınıf arkadaşlarınında çok merak ettiği furkan birgün takıldı şimdilik aktarıcaklarım bunlar.

NOT:Yukardaki FURKAN BİRGÜN adlı sahısın fotografı okulda 26.5.09 tarihinde 15.30 sularında cekilmistir monitörün ayarlarıyla oynamayın hepsi gerçektir)