27 Aralık 2009 Pazar

havada pis bi buğu bi sis vardı... ışıklar karartılmış etraf loştu. içten içe korkmaya başladım. fırtına öncesi sessizlikti. dayanılmaz sessizliği yırtmak için dayanamadım en yakınımdakine sordum
o-ders ne?
x-mekanik ısı!
o-demekki sisin pusun pis havanın nedeni buymuş dedim.
x- ne sisi lan?! hava güzel
o-bölme lan beni!
çarşamba gününe uyanmamım sebebi olan ders gelip çatmıştı. git gide duwarlar üstüme üstüme geliyor, etrafımdaki insanların yüzleri zombileşmeye değişmeye başlıyolardı. bildiğin ölüleri şafağı gibi.... bi kişi hariç! sakin. bildiğin sakindi! o normaldi nedense! sonra hatırladım. adam bu dersin kralini hupletmiş sonra gümletmiş bi adam. kurtarıcımız o olabilirdi belkide seçilmiş kişiydi!
ders başladı... işkence gibi. ne zaman nerde patlicağına emin olamadığım bi gerginlikte izliyodum filmi.... pardon dersi.
sonra gerilim daha yükseldi! eline aldı not kağıdını alacaklı gibi milletin yüzüne wurmaya başladı ne war ne yoksa!
sonra seçilmiş olan saçları ağırmış dökülmüş boyu kısalmış adama ilişti gözlerim gözlerine... oha lan neo gözlükte takmaya başlamış dedim.. beyaz atlı prensten çok uzaktı ama bizi kurtarabilirdi! ne ağzını açtı! kıyamet kopuyordu! gözlerimi kapadım! masanın altına cenin wari yattım...
s-hocam notları okudunuzmu?
h- tıssss.................................................................
öldüm sandım bi an! ama hayır yaşıyordum. ellerime baktım halen burdaydım! hiç bişey olmamıştı! hoca ne gıkını nede gıdısını çıkardı! ölüm başka gün gelicekti!...
aradan nekadar süre geçti bilmiyorum. baygındım. gözlerimi biraz açtığımda hocanın dersi bitirmeye çok yaklaştığını hissettim. bitiyodu! ölmemiştim! kıyamet kopmamıştı! ama
derken hoca ortaya yemi attı!
h-anlamayan? soru sormak isteyen warmı?
gene hem kel hem fodun hemde odun seçilmiş kişiye baktım. yarım ay gözlüklerinin üstünden bilgece baktı we 3 saat boyunca meditasyonda olan içindeki kurt u saldı meydana!
s-sorulara cewap weriyomuydunuz!?
aha dedim! sıçtık! seçilmiş olan yeme atladı!
h- efendim?
s-sorulara cewap weriyomuydunuz!?
h- efendim?
s-sorulara cewap weriyomuydunuz!?
h- efendim?
s-sorulara cewap weriyomuydunuz!?
yankı yapıyo sandım! ama değildi. bildigin duello yaptılar! ama birden içinden bana en yakın chi kuvvetim açığa çıktı! ağzımı açtım! açmaz olaydım!
o-anla işte sorulara cewap wermiyo!
we bam! kaldırdığım kafam şeytanın gözlerinin yakıc ıetkisiyle masaya geri yapıştı! öldüm! gözlerim kapanmadan sonkez gördüğümse bu söylediğim şeyin ona hiç bi etkisi olmadığıydı! tahtaya döndü we dewam etti! ama çaktığım özgürlük tohumu sayesinde mekanik ısı 2012 de msü den kaldırıldı! bölemi olmalıydı! bilmiyorum ama çok pis laf soktum he!!! :D

ps. sana ne amk! sen kimsin hocaya el kol yapıosun! seçilmiş işi biliyorda soruyor soruyu!
sen!? bi bok bilmiosun üstüne hocaya afra tafra! afra tafra! ee şimdi ne bok yiicük! :S XD

24 Aralık 2009 Perşembe

Hey yo-yo...

sevgili büly;

2 . sınıfa başladık hatta yarılamak üzereyiz , ancak hiç kimse hiçbirşey yazmayınca kıyamadım bir iki birşeyler çiziktirmek istedim. Bayramda falan da yazmadık en azından noel e yetişmek istedim.
Dönem başında Rezzan kiraz kişisi " aa satrünle venüs tek sıra olcek , herşey iyiye güzele gidecek, bütün herşey düzelecek, bütün burçlar cillop gibi olacak " gibi vaadlerde bulunmuştu ve ben de bunun umuyduyla okula başladım. Ancak her 3. sınıf sürükleyici film gibi " ben öyle sanıyordum " ve " işler karakterin düşündüğü gibi gitmeyecekti " ydi.
İlk başta başladığımda onur tolunayı gördüm ve " ulen tamam ya hatun bütün burçlar demişti. Demek herkesin aklı başına gelmiş " demiştim. Ama olmadı büly..... sadece ilk hafta geldi ve sonrasında gelmedi......
Ancak gosip görlün senaristi olan kaderim sadece bununla kalmamıştı. Bir gün sadece 2 saat uğraştığım bir ödevi anlatmak amacıyla o derse gittim büly, tüm hayatımı, belleğimi değiştirecek olan o derse... ergonomiye gittim. 5 kişiden fazla insanın önünde konuşamayacak kadar sosyofobik olduğum için soteye çekilmiş herkesin anlattığı ödevleri inceliyordum. O, kimisini iyice övgüleriyle ayakla kalça kısmı arasını 4-5 metrelere çıkarırken bir yandan kağıtlara birşeyler çiziktirip şunu söyle yap bunu böyle yap diyerek insalara daha da seramik hamuru almalarını sağlıyordu. Sonunda sınıfta az kişi kalmış ve kadim ödev anlatma ritüelini gerçekleştirme sırası bana gelmişti. Yeterince gergindim ama diyordum ki " venüsle satrün tek sırada en kötü " bunu böyle yap şunu şöyle yap " der ". Ama sonrasında saniyeler saatler gibi geçti büly. Önüne oturdum ve not almasını bitirmesini bekledim. Sonra o acı dolu sözle geldi. " Sen bana ne kadar da benziyorsun yüzün falan ama burnun yamuk biraz.. " yanındakilere büyük bir zevkle " dimi ama dimi benene " diye onaylatırken o sözler kulağımda yankılanıyordu " BANA BENZİYORSUN... BURNUN YAMUK...BANA BENZİYORSUN "
Sonra ne anlatıldı ne konuşuldu hatırlamıyorum ama bir ara yaptığım şeye " mantar gibi " dediğini hatırlıyorum. Dersten çıktığımda burnuma yumruk yemiş gibydim büli, BURNUMA. Ayrıca aynalara bakmak istemiyordum zira içimden bir ebru çıkacaktı ve ben gene o 3. sınıf romantik komedi sürükleyici filmlerdeki gibi aynaya yumruk atacaktım ve beni okulun şerifleri tutanakla dışarı atarlardı. Kabataştan motora binerken aklımda sözler yankılanıyordu " venüsle satrün tek sıra olmuş olabilir ama SEN BANA BENZİYORSUN "
Büli sözlerimi bir filmden arak yaparak bitiricem. Caşua ya selamımı ilet.

- Hey rezzan
+ wha?
-FAK YU LAN

28 Eylül 2009 Pazartesi

Dersimi Seçtim Bekliyorum

Bir şeyi kırk kez söylersen olur.
Ben bugün bunu gördüm.

Geçen sene amirtoça bizim başımızı vuracağımız isimleri söylediğinde hayatın beni bu noktaya sürükleyeceğini anlamıştım. Danışman(!) dedikleri kişi zaten sıfatı sebebiyle yeterince süper-sonik bi kahramandı benim için. Danışment’lerden gelen bu ailenin günümüzde telaffuz edilir haliydi. Tonguç da bu ailenin ilk oğlan çocuklarına verilen isimdi. Herkesin “ilk oğlan” demesinden midir nedir Tonguç bana fazlaca ‘kırık’ ismi gibi gelmekteydi. Ve komikti.
Nitekim, aklıma gelen başımada geldi tabi. Geçen seneki ders onaylatma eylemini hasbel kader sorunsuz bi şekilde atlattım. Uzun ve boş geçen yaz tatilinden sonra yeniden o çetin viraja gelmiştim. Tonguç dememeliydim.
Derslerimi seçtim. Zaten bana sunulan çok seçenek yoktu! Temel sanatıda seçmiş olmanın sitresiyle okula gittim. Yol boyunca aklıma tek bir şey vardı. Tonguç dememeliydim.
Sekreteryadaki, komşu kılıklı teyze’yle muhatap olma şerefine de nail olunca –ki ne zaman bir şeylere nail olcak kadar kelime dağarcığım oldu fark etmedim- hiç düşünmeden daha doğrusu çok fazla düşünmekten! Sorumu sordum.
-şey tonguç hoca nerde? (sessizlik) Duymadın bunu deme kimseye! (gülüşmeler)

the end.
bi nevi mutlu son.



CAST

Ben – Tolga PINAR
Tonguç – Tengüz (bi hoca)
Sekreterya – Unknown Aritst
Amirtoça - Anonim

15 Eylül 2009 Salı

sabrili zidane lı adidas F55 reklamı

...alıntıdır...

istanbul'da bir mahallenin tepeden çekimi ile başlıyor film. vakit geç olmuş, hava karanlık. ara sokaklarda ellerinde galatasaray bayraklarıyla 40-50 kişilik bir grup ilerliyor. tezahüratlar filan söz konusu tabii. o sıra eski model bir mercedes beliriyor yolda. kamera arabanın içine giriyor ve ışık keline keline vurdukça anlıyoz ki zidane var orda, zizou var. gizemli gizemli bakıyor etrafa önce. susuyor biraz. ardından da elindeki çakmağa -zippo- bakarak anlatmaya başlıyor;

" bir hikayem var... eşi benzeri olomayan bir adam hakkında."

çakmağı çakıyor o sıra, görüntü değişiyor. mahalle arasında maç yapan; biri galatasaray formalı (alnı yok; kaş ve hemen üstünde saç şeklinde bir durumu söz konusu çocuğun), 3-5 bebe görüyoruz. ve zizou bu görüntülerin üzerine konuşmaya devam ediyor;

"efsaneye göre büyülü bir şey olmuş, taş yağmuru gibi.."

bu sözün hemen akabinde bir posta kamyonu (öyle olduğunu sanıyorum), park edeceği esnada galatasaray formalı çocuğa çarpıyor hafifçe. ve cıngar çıkıyor. tutamıyolar çocuğu. küfürler, tehditler, parmak göstermeler, omuzu geri atıp koca adamın üzerine yürümeye çalışmalar... şoför ürküyor tabii. etrafa bakıyor masum masum. çocuk durmuyor. durdurulamıyor. arkadaşlarını da galeyana getirip taşlamaya başlıyolar kamyonu. zidane anlatıyor bir yandan;

"gizemli, sihirli, mucizevi..."

arkadaşlarının attığı taşlardan biri, her iki kolunu da yanlara doğru açıp havaya bakan galatasaray formalı çocuğun kafasına geliyor çötankk deyu. yığılıyor oracığa. buna sadece posta kamyonunun şoförü tanıklık ediyor ki görüntüye geldiğinde pis pis sırıttığını da fark ediyoruz. bir şeyler mırıldanıyor. küfrediyor muhtemelen.

"derler ki ayaklarından ateşin sesi çıkarmış (arka planda gülüşme sesleri duyuluyor).. koşarken kıvılcımlar saçarmış (gülüşler kahkahaya dönüşüyor ve birinin "rakibine sürttürüyordur o" dediğini duyuyoruz).. tıpkı iki taşı birbirine vurduğunda çıkan kıvılcım gibi.."

zizou bunları söylerken, onu bir stadyumun girişinde görüyoruz. maç izleyecek belli ki. yavaş yavaş yürüyor. gizemli gizemli böyle. sabri giriyor o sıra kadraja.. top ayağında, kafayı yine eğmiş koşuyor babam koşuyor. pas atacak biri var mı bakayım, rakip nerde bir göreyim dediği yok. taç çizgisi hizasında kendi kendine vücut çalımını da atıyor... hasbelkader ceza alanının sağ tarafına gelince de yekiniyor ordan kaleye. sonuç yine aut. dilini büküp, omuzlarını geri atarak koşuyor görev yerine doğru. o ara bilindik "pardon beyler!" hareketini de yapıyor tabii. taraftarın uğultusu yükseliyor iyiden iyiye ve sazı yine gizemli takılan, etrafa mistik bakışlar atan zizou alıyor;

"onun sadece bir efsane olduğunu sanmıştım...

yanılmışım."

devre bitene kadar soyunma odalarının olduğu koridorda bekleyip, sabri'yi görende, aynen materazzi'ye attığı gibi bir kafa ekleştiriyor ve "bu, tüm taraftarlar için di zarbi, uzgünüm" diyor cezayir'in aslanı. "her takımın böyle bir kafaya ihtiyacı olan oyuncusu var.." diye ekledikten sonra da uzaklaşıyor ordan. reklam biterken ekranda önce f 55 s, hemen ardından da adidas logoları görünüyor. :D

paylaşmak istedim...

17 Temmuz 2009 Cuma

Onur Tatilde

Fazla söze gerek yok bir diyalogla açıklıyorum:

- Hey şu Fedon mu?
- :dikkatlibibaksmileysi:
- Yok lan Onur'muş!

28 Mayıs 2009 Perşembe

bir hal geldi


dış mihraklar gene çalışmışlar ve bizim esra ceyhan ı en iyi 7 gariplikten 7. seçmişler! komşuya gitmiş tüm oylar! en garip biziz! a dan z ye biziz

26 Mayıs 2009 Salı

SON DAKİKA....... ENTAS ANA HABER




MEHMET ALİ BİRAND:ee iyi aksamlar sevgili izleyenler bir ana haber bülteniyle daha karsınızdayızzz
eee simdi size bir son dakika haberi veriyorum söz muhabir arkadasım sedefte
SEDEF:İyi aksamlar sayın birand son dakika gelişmesini bildiriyorum furkan birgünü gördüm şayitlerim var evet yanlış duymadınız mimar sinan üniversitesinde entas bölümünün bulundugu katta dolasırken okula bi hal geldi ve objektiflerime kaç zamandır ortalarda gözükmeyen sınıf arkadaşlarınında çok merak ettiği furkan birgün takıldı şimdilik aktarıcaklarım bunlar.

NOT:Yukardaki FURKAN BİRGÜN adlı sahısın fotografı okulda 26.5.09 tarihinde 15.30 sularında cekilmistir monitörün ayarlarıyla oynamayın hepsi gerçektir)

24 Mayıs 2009 Pazar

selim'e ithafen

neden beni sevmiyor, sürekli dalga geçiyor ve her an laf sokmaya çalışıyorsun. ne yaptım ben sana??

23 Mayıs 2009 Cumartesi

aslında ne?

aslında hoca diye giren insanlar kimler neler?

c. toka: karate kid teki bay miyagi ( hatırlıyalım: genç çekirgeyi azına zıça zıça her ayın başı yapılan dövüş müsabakalarına hazırlar )
m.ç. dedeal: kesinlikle ve kesinlikle master yoda ( hatırlayalım: hep bir iyimser hep bir tonton hep bir moral verici zıtar wars kişisi )
altıparnah: coşkun ( hatırlıyalım: " çoh gözel dansediyorsun " " yerinde duramıyorsun " " hadi arabama gidelim " )
açeyüp: flanders o süeter ve gömlek birliliği , o yuvarlak kemik gözlük , o sakal evet evet o bir flanders.
hüs. kurtuluş: kill bill deki uma törman a tabağı yalatarak yemek yedirten ama tahtayı da kırmasını öğreten ve iyi çocuk olursak 3 basınç noktasını da gösterebilecek olan uzun sakallı capon.
e gülen: bana hep tsubasayı anımsatmıştır bilmem neden.
nafiye ersoy: şeker kız kendi ile bedri baykam arası ( fular yüzünden )
cücü dirii: " çılgın marslılar " daki en çılgın marslı

edit: sevgili ezginin uyarıları ve züünep kişisinin ormanda 10 kaplan gücünde tırsak bir insan olduğu için yazarı tarafından egzejere edilmiştir. Ayrıca egzejere yi bilen arkadaşa da 3 tane mandal vericem bir tören eşliğinde

17 Mayıs 2009 Pazar

Çılgın cuma

Günlerden cuma, tasarı geometri dersi bitmiş ama tamamen bitmiş, anlatıma kalsam mı kalmasam mı diye düşünme derdinden tamamen kurtulmuş, mutluluktan vıç vıç şerbetli tulumba tatlıları yenmiş(sedef 6 tane yedi) keyif içinde oturuyorduk. Zaten 28 yaşında bir amca, 1.50 boyunda 12 gibi ama 18 yaşında olan bi kız, bir gotik, sürekli bonibon ve jelibon yiyen ve küçük şeylerle (boyut olarak küçük) mutlu olabilen bir kepçe ve ömrünün tamamını cemyılmazın esprilerini tekrar tekrar yapıp tekrar tekrar gülmeye adayan bir kızın( ayrıca bi kerede 6 tulumba tatlısı yiyebilir) biraraya gelip aynı şeyi konuşabiliyo olması başlı başına bir İRONİydi. peki "İRONİ nedir?" İroni; ne kadar sürecegi belli olmayan, sürekli devam edendir. Örneğin ironik hastalıklar vardir. Evet ironik. Kronik değil. o gün zavallı ezgi ironin kelime anlamı nedir diye sorulduğunda nedense aklına kronik gelmiştir ve bilmiş bilmiş cevaplamaya başlamıştır. bu kırdığı potlardan ilkidir. buna uzun süre gülüp ortam tekrar sessizliğe ulaştığında kendinden emin olan büşra "türkçede çok kelime var yani aslına bunu bana yarın sorsan söyleybilirdim ama bugün aklıma gelmedi" derken ironinin türkçe bir kelime olmadığını düşünmemişti. kırılan potları gören pelin hiç bişey demeden ağzı kulaklarına zorla vara vara bi yandan da karnını tuta tuta sadece gülmekle yetiniyordu. Sakin amca ise HOHAHAOHAEEY diye gülmek bi yana çığlık çığlığa bağırıyordu. o sırada sedef hala tulumba yiyordu. yine bir sessizlikten sonra Pelin o değil de ben geçende prizmagen demiştim ne komik di mi dedi. Oysaki prizmagen dememişti. PİRAMİZMA demişti. Bazılarınız bunu okurken o piramizma diye yazılmaz diyebilir. ama böyle yazılıyor. Çünkü piramidin PİRA sı ve prizmanın İZMA sını almıştı. ama PİRA ve İZMA birleşirken arada bir M harfi türemişti hepsi bu. Çok doğal bir pelin kelimesiydi. miniltmek gibi bişey. bunu duyan onurun oo evet pramizm diye işe yine bi artislik katması da hiç garip değildi. garip olan sedefin bunu PARAZMATİK diye anlaması. Gerçekten hala hiç birimiz buna sedefin laz olmasından başka bir anlam getiremiyoruz. eğer laz olmasaydı ters dönmüş kağıdın fotoğrafını bilgisayarda çeviririm diye düşünerek öylesine fotoğrafını çeken sakine "neden ters çekiyorsun?" diye şaşkına dönmüş bir şekilde soru sormazdı değil mi a dostlar? Son olarak şunları söylemek istiyorum. Sakinin sakalları aldıkça sertleşiyor, kıllar yeşeriyor. Babamın da öyle...

Not: İroni; çelişkidir. söylenenin tam tersinin kastedildiği ifadedir.

13 Mayıs 2009 Çarşamba

örovizyon yarım final

sevgili bülly;
bugün örovizyonun gavurca " semihfaynıl "ı yani yarı finali vardıydı. Ve birkaç şey farkkettim bülly;
1. gene bize oy vermedi gavurlar! gavurdan dost domuzdan tost olmaz!
2. türk kadınlarında bir sosyofobi hakim bülly çünkü o yarışmaya hangi hatun katıldıysa feci detone oldu ( hatırlayalım; yıl 2003 sertab detonesi " evrivey ded ayiiiiiiii keeiiiinnn ( nıynırıynıy hatırlamıyorum bu kelimeyi ) if yiooouuu luuooooiiiivviiiiii meeiiiiii eeiiigggiiiieeeiiinnn " ) Benim buna çözümüm sesinin ölçü hedesini bir gıdım bile arttırmayan pınar aylin en monoton sesiyle katılsın ya da ajdar adamda ego tavan çünkü !
3. hadise buradan sana sesleniyorum ; cocuğum o bıngılı ne güzel sarkıtmışın öyle? sen " düm tek tek " ettikçe göbekte sana katıldı be gülüm! Ayrıca o ayakkabıların üstündeki taşları hangi ahizenin üstünden arakladın da silikon tabancasıyla yapıştırdın bakıyım?
4. bülly eğer bulgar elvis birinci olmazsa çocuğumu keserim!
5. seneye kol bastı yla katılınmasını ve kızlarının tişörtlerinin üzerinde " törkiş delight " yazmasını temenni ediyorum. Ayrıca madem almancılardan gidiyoruz seneye de boys anılar katılsın bülly? En azından türkiye de keresteciğilin ne kadar geliştiğini gösteririz ve mobilyacılık sektörü patlar!
6.Bu sene bir kızıl ordunun madara oluşunu gözler önüne serildi büliciğim zira adamlar tatu nun arkasında çıktılar.
Bülly yarı finalden gözlemlerim bu kadar sana yazıciğim gene conem.

10 Mayıs 2009 Pazar

üstüme tıkla

Feysbuka girince gözüken çıkınca kaybolan fotoğrafları merak edeniniz vardır belki. Yavaş yavaş koyacağım tüm sildiklerimi lego lig falan işte...

ulubatlı Souness


dayanamıyorum günlük!

mantığı arıyor arıyor. ama bulamıyorum. nedir bu dillemma! nedir bu nelly kelly aşkı! nedir bu t cetweli sewdası ya! tamam güzel sembolik bişey. okula giderken forsun oluyo mimarlık fakültesindeyim diosun insanlara bi egon tawan yapyıor, kabul. ama şimdi bi düşün. ulan adamlar yememiş içmemiş, silikon wadisinin tenhalarında silikona doymuş, gitmiş otoket diye bi program yapmışlar dimi? az bakan bilir yaptığımızın aynısı! yok arkadaş dersen bide git tiridi eks meks programına bakıwer! tasarı geometrinin can bulmuş hali! teknik çizimin de ötesi! insanları bilmeleri durumunda piyasaya alıyolar dimi? ya ozaman ne y.rrama öğrenmeye çalışıyoruzki bu dersi. rapido diye bişi warmış günlük cebim yandı yemin ediorum! kol kadar para werdim parmak kadar şeye oda kaçtı götüme. acıyorum werdiğim paraya güllük! ilerde nerde bunu yapıcam bilmiyorum açık söyliyim. bununlada çizim yapan başka 3. dünya ülkesi warmı onu hiç bilemiyorum.

hadi gel hesap kitap yapalımmı? pazartesi 4 saat teknik resim ama tek ders olduğundan full gün saymak istiyorum izninle. tasar geometri 4 saat ama öğleden sonra bi sik bi ders olmadığı için buda tam gün olarak sayılmalı ki karşı gelirsen bu dediime döwerim seni! haftada 2 gün! bom boş bi 2 gün bence! ee neoldu ayda 8 gün! 8 ayda 64 gün. bunun ödeviydi stresiydi düşünmesiydi.. ee neoldu iflağım stildi be!

hakkatten dayanamıyorum günlük, hesap war kitap war! bide t cetweli ama onuda dikicem bi yere! giricem tasarıya elimde t cetweli dalgalanırken dikicem ortasına sınıfın üzerimde galatasaray eşofmanı ile! şükrü saraçoğluna diker gibi resmen büyük bi şewkle! büyük bi istekle! arzula! tutkuyla! isyanla! we vilyım wolıs gibi bağırmak istiyorum! firidıııııııııııııııııııım!!!!

tcetweli çk hayatımdan! senin yerine taşımak istedğim bi diz üstüm olsun istiyorum.

bekle piyasa .mna koycam senin 2 senem war daa! ama görcen neree yaliiyacanı!

7 Mayıs 2009 Perşembe

eskiz ül de yılın yardımı


kininiz mi var? nefret mi ediyorsunuz? " ulan elimde söylediğin söyleteceğim güzel şeyler var kozumu bekliyeyim " mi diyorsunuz işte yüzyılın fırsatı. Buyrun konuşturun, koşuşturun, kuşulluyun...

Zeki Müren ve Felsefe Taşı

• Birden kendimizi karanlıkta “Allahım napıyo bu adam?” sorusu ve “ananıski lan adam gitti lan bişoldu lan” geriliminin tam ortasında bulduk.

Daha önce çıtlatmıştım günlük, malzeme hocamız sık sık kalan bi insandır. Biz tam onun sevgisiz donuk bakışlarına alışmaya başlamışken oğuz hocanın tahtadaki ekrana uzun, sessiz ve sanki arkasını görüyomuşcasına hayretle bakışı 7’den(ezgi’den) 70e(sakin’e) hepimizi derinden etkilemişti. Evet, hocaya bir hal gelmişti. Üstelik bizde şahittik.

• Peki ama neden/why not?

Şeraf ağbinin yine 62’den tavşan yaptığı bir Perşembe günü, derse Onur’un parmaklarıyla yaptığı erotik şovla başlamıştık.. Sözde sevgili hocamız bize sıradaki uygulamayı anlatacak bizde örneklere göz atacaktık. Şeraf ağbi yine ortalıkta yoktu. Derken (senden sevgili olmasın günlük), sevgili hocamız her halinden bizim atölyede yapıldığı belli olan derme çatma laptopunu getirdi. O ana kadar hal ve haraketleri normaldi ki tüm hadise filaşbelleğin usb ile öpüştüğü o anda oldu. Evet. Klaşör yoktu! Fakat biz olayın Klaşör yokluğundan olduğunu anlaya kadar geçen zamanda Amerika Irak’tan çıkmış, Ergenekon davasından Malzemeci içeri alınmış, Pelin turnikeden geçmeyi başarmış, onur yeniden bıyık bırakmış ve hatta Marduk gelmiş olabilirdi. Tüm bunlar olurken şeraf ağbinin hala ergenlikte olmasıda cabası!!


• Üzerinden çok zaman geçti günlük, o gün bugün her gece yatağıma girip sorguluyorum. “yahu boyum kadar ekran, toplasan 7 klasör var, peki ama bu kadar uzun süre bakılan şey ne?” oğuz hoca gizli klaşörleri telepati yoluyla görünür kılmaya çalıştıysa, yani varsa hakkaten böyle bişe, tamam tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır da bu kadar mı?

Joker hayatı sorguladığı için iskambil destesinde tekdir ve filozofları simgeler günlük.. ama sokarım cevabına afedersin bu soru yedi bitirdi beni bi maça bi sinek kaldım günlük!..


• Ha Zeki Müren ne alaka diyosun şimdi sen. Lan o yüksek tabanlı ayakkabılar, ispanyada bile artık olmayan paçalar ve yana üfürülmüş sabit saçları ile ne çok benziyo rahmetliye ouz hoca?

Bursa’lı diye demiyorum.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

entas a giriş

1. sınıfı yaklaşık olarak bitirmiş sayılırız gençler. O yüzden 2009 2010 girişli süper hiper saykosonik elektronik yetenekli arkadaşlara tavsiyelerde bulunuyoruz .;

1. okul başladığında kantin gezmelerine kapılmayın yoksa 3. haftadan itibaren kaportayı dağıtıyorsunuz
2. asla ilk gün tanışacağınız r noksanlı ahmet ç. eyüp ün derslerde de ilk günkü kadar arkadaş canlısı olacağını sanmayın.
3. sakın şimdiden " olm üni yi mimar sinanı bi kazanıyım rıhtımdan çıkmıcam " diye rıhtımı görmeden paçaları sıvamayın derim zira o paçaların hesabı fena çıkıyor sonra
4. temel sanat adlı güzide derste asla mantık aramayın. Ya da olaya bir delinin gözünden bakın
5. eğer sosyofobikseniz bunu yenin zira tasarıma girişte 32 kişi önünde tasarımınız ve siz aşağılanıyorsunuz.
6. teknik resim de asla ve asla kantine inmeyin. Ödevi yapın ve arkanıza bakmadan kaçın.
7. Teknik resimde asla bir arkadaşınıza " kaçta çıkıyorsun " diye sesli sormayın ya da hiç sormayın
8. Herhangi bir dersten ödev teslim edicekseniz hocanın masasına bırakıp kaçın, yorum istemeyin ( çünkü unutmayın ki tasarım sorgulama işidir ve sorgulatırsınız baştan başlamak zorunda kalabilirsiniz ) ya da kağıtların en altına koyun
9. ödev sevici olun. yoksa " ah bu hayat çekilmeeeezzz "
10. pazartesi salı perşembe ve cuma günleri tek çizgi kullanın pafta denen çalışmalarda. Ama cuma günleri mümkün olduğunca hafif ve bol çizgi kullanın.
11. " olm haftaya okulun hede partisi varmış gidelim " demeden önce 10 100 1200 kere düşünün. Belki de o güne ödeviniz vardır?

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Kötü Kedi Şeref Abi

Öncelikle size hangi duygular içerisinde olduğumu yazayım:
• 1 Mayısı atlattığımız şu mübarek günlerde içimdeki anarşiyi kontrol edemez oldum günlük! Bir parka giyesim, bir saçımı bele kadar uzatıp ama hiç taramayan solcu kız olasım var; o kadar ki istiklalde “bugün çekiliyooo” diye çığlık atan, aşk da kaybetmiş kendini şans oyununa, sayıya, toplara vermiş gudubet ablanın yanında “abla doğru söylüyoooo” diye bağırasım var günlük! O abla ki “kimse beni adam yerine koymuyo hafız” diye düşünüp bıyık bırakmıştır! (en azından ben buna yoruyorum. yoksa bir bıyık en fazla bu kadar bırakabilir!) Kantinde “arkadaşlaaar..” diye söze başlayıp gerekli reaksiyonu alamayan, o hep “işi gücü var ağbi adamın” gibi gözükerek sağa sola afişler duyurular bildiriler asan insanlardan olasım var günlük.


İşte tam da bu duygularla cebelleşirken, onur’un yazısını okudum ve bir kampanya başlatmaya karar verdim!

• Malum Perşembe günleri bazı bazı gördüğümüz Şerefli Koçhisar ağbimiz kendine küçük bir dünya kurduğu odasında milli eğitim bakanlığının ona verdiği internete ve Allahın verdiği hormonlarına dayanarak, o site senin bu site benim ağzının dadına uygun porno aramaktadır!

Bende hazır bu ‘organize vakıf ruhu’ belirmişkene derim ki kantinde bir masaya kurulup,
Şeraf ağabeyimize gönüllerden kopan, izlemekten sıkılınan, “eh bizdende geçti artık” denilen ne kadar porno varsa toplayalım!! Herkes cd sini filaşbelleğini kapsın getirsin. Filmleri tek bir fonda toplayıp belirli aralıklarla şeraf ağbiye verelim..
-birden hepsini vermiyelim ki adam harddiskini(kelime oyunlu) yakmasın. (sürtünmeden yanmak).- Hatta masanın arkasında barkovizyonda filmlerden sahnelerden oluşan bir tanıtım videosu yayınlayalım..
okulumuzda bu duyarlılığa sahip çok sosyalist az erotik insanların varlığına inanıyorum!

Ş.A.K.D. (Şeraf Abiyi Kalkındırma Derneği)

Motto: Haydi Şeref Banyoya

“Peki ya Ali Kırca’nın bile pornosunun olduğu şu adult dünyada Şeraf Ağbi’nin neden iki kare videosu olmasın dostlarım?” dedik ve Çağan Irmak ile prensipte anlaştık. “İnitkam Peşinde” isimli filmin senaryosu üzerinde çalışmalara başladık.. film bir atölyede geçmekte.. Tahmin edersiniz Şeref Ağbi “İntik”’i canlanrıcarak.

O DEĞİLDE Bİ ONUR TULUNAY VARDI O NOLDU ????? =)

totem

Yine günlerden bir perşembe günüyüdü. açık söyliyim pek takmadığım güzide rıhtım-kantin-yoklama arası hoş bi gündür. (ki yoklamayı es geçerseniz bir okul gününden çok tatile dönebilecek bi okadarda tehlikeli bir gündür.) sabahları topsakallı tonton kıwamında iyi espirili bi amcanın hafif sesiyle mıy mıy toplamda 5 dk da biten konsantire bir dersten sonra akabinde eşyalar toplanır direk maket atölyesine yawaş yawaş grup grup göçler başlar... ewet yine öyle bi gündü... zaman su gibi geçiyor ama onur yani ben gene ödev nedir bilmeyen bir halde yaşıyordum perşembemi... sonra dedilerki ya maketten ödev war. dedimki yapma morris olurmu ööle şey teslim ne zamana? şok cewap yüzüme sedefin çantası gibi indi! 2 hafta sürem wardı... ee neyapcaz? yapcak tek bişey wardı... kumpir yemek! ewet şaşırmayın şok olmayın kumpir yemek! tophanede yenmek üzere kumpir yolculuğuna başlanmış ama bu ödev maruzatından dolayı hayalerimiz az daha suya düşüyordu. ama birden bire biri atladı -ki sanırım selimdi çünkü ondan başka bu ödevi o dakikaya kadar kaale alan yoktu sanırım-. bunlar hurra 6-7 kişi caaaaaloooluna gittiler.
burda bi stop weriyorum gidenin ayağına sağlıkki bundan 1 hafta önce starfor o günde banada ordan silikon dümüştü... (puzzle birleşiyor)
bunlar geldi yenildi içildi kumpirle aşk yaşayanlar oldu.. sewgi sözcüklerine boğan üstüne sigara yakan bile oldu günlük! ayıp ayıp! patates lan bu!
neyse okula dönüldü. o yoklama denilen kısım o gün son ana bırakılmış hawada rıhtım kantin hawası dolanıyor karşı koymak imkansızlaşıyordu...
dedilerki onur gel bak arkadaşım yap böceeni sıçarsın sonra! bende atalarımın içimde bıraktığı karşı koyulamaz içgüdümle poğaça şeklini böceğime kazandırdım. ayaklarınıda masada awucumla şekillendirdim... ta.şak geçildi! yüzüme wuruldu! sewgilimin yanında küçük düşürüldüm ama yılmadım!
bi stop daa slikonumu döken tolga pınar a ellerine sağlık diyorm...
sonraki hafta inanılmaz bişi olmuş! benim böcek yapıştırmaya hazır bi halde! nasılmı?
bu stop silikonumu döktükten sonra içindeki killeri çıkartan, içini yıkayan, polyesterini hazırlayan içine döken, kuruması için uygun bi yere koyan tolgaya birkez daha gelsin...
ee banada eşşeklik değil iş düştü ayaklarını yapıştırdım tamam! bitti
benim işim bitmiş gibiydi! oysa bu stop frezesini kullandıran seda ya gelsin... ardından yapıştırıcısını eksik etmeyen fatma sewdeye, bana guajlarını weren tekstil bölümündeki aziz arkadaşıma... temel sanat dersinde kimden aldıımı çözemediğim ama halen bende duran fırçanın sahibine. ayaklarını sıkıntıdan bileklik gibi yatıımda benimle taşşak geçen zeynep pelin we sedefe... yaptığıyla gurur duyar gibi benimle kat kat daşak geçen tolgaya, bu nelan dümbük diyen serhata! dalga geçerken diş etleriye hipnotize eden ezgiye! çok teşekkürler! teşekkürler türkiye! teşekkürler entas 08! teşekkürler maket atölyesindeki arkada porno izleyen usta! teşekkürler mr. greench teşekkürler herkese! bu böcek sizin böceğiniz! 90 almış bir halk kahramanı o! neferini indirmemiş bataklıkta yüzüyorum diye isyan etmiş bi böcek o! o ki o bizden biri artık! o tapılası bir totem! bacaklarıylada bunu kanıtlıyor!

oh be ödev mödev kalmadı sayenizde... şimdiki hedef temel sanat! fucking soon!

2 Mayıs 2009 Cumartesi

“ Gelince bahar ayları gevşer gönül yayları ” mode on olduğumuz şu sıralar, özellikle hocaların iftihar kaynağı olan ( ! ) mesegeseü 08 insanları önümüzdeki yaz tatillerini ne yapacaklarını bırakmış, sonraki 2 senenin yaz tatilini planlamaktalar. Bazı provakatörler yüzünden de sınıf ikiye bölünmüş durumdadır, konu da şudur;
INTERRAIL Mİ WORK AND TRAVEL MI?
Efendim mevzu mart 2009 aylarında gene bir teknik resim dersinde Ahmet hocanın hepimizin kasalarını tekmeleyip hepimizi güvenli mod a aldığı günlerde başladı. Bendeniz züünep sedef e “ hiç interrail yapmayı düşündün mü? Al şu rehbere bak ” diyerek kanını zehirlememle başladı. Ancak sake kişisi “ eheheh yapamazsınız olm daha akşamları dışarı çıkamıyonuz ”
ve “ olm ben daha süper bişey biliyorum work ent trevıl para kazanıcam ehehe ” diyerek provake etmesiyle devam etti. Daha sonra onur kişisinin “ olm birlikte gidelim paraları birlikte yiyelim ” diyerek work and travel a destek çıkması ve Büşra nın “ Ümraniye den kaçıcam vurucam kendimi İtalya sokaklarına barok gotik dönemlerinde boğulcam kendimi ” demesiyle interrail i desteklemesiyle bölünme devam etti.
Ancak önce birçok kişi biliyordur ama interrail in ve work and travel ın ne olduğunu ve planların neler olduğunu tarafsız bir şekilde anlatmak gerekirse;

Interrail ; efenim interrail dediğimiz hadise çok güzel bişeydir. Yani sırtlarsınız çantanız tulumunuzu hayddee dolanırsınız Avrupa da 30 gün boyunca. Hostel denilen ucuz otellerde kalırsınız ve derek caşua sarkiz çinliu pamela gibi arkadaşlar edinirsiniz . Ama sadece hosteller de kalmak zorunda değilsiniz tulumunuz olduğu sürece camping denen yerlerde kalabilir ya da gece yolculuğu yapabilirsiniz.

Plan: Efenim planımız ise 2011 yazında yapmak çünkü hep maddi olarak birikim yapmak, 2010 yazında staj hedelerini halletmek için bu tarihi seçtik. Ayrıca 30 gün fleksipass denilen hadiseyi seçtik çünkü 30 gün boyunca istediğimiz ülkeyi gidip gezebilelim mutlu olalım diyedir. Ayrıca en büyük amacımız ise “ sakinekapak.com ” adlı site de şahane interrail anılarımızı anlatmaktır .

Work And Travel; efenim 1940 larda yaşamış bir yahudiye “ kardeeeeş auschwitz nası biyerrr? ” diye sorsanız kendisinden alıcağınız cevap ile bu hadisenin ne olduğunun tanımı aynı şeydir. Amerikanya da en tırt işleri yaparsınız . İş tanımları “ alaska da balık temizlemek , menhetın da bok çukuru açmak , laz ve gas da tuvalet temizlemek , güney Amerika da zencilerin yaptığı işleri yapmak…. Vs. ” Bir de bu işleri yapmak için üzerine para veriyorsunuz. Ayrıca yukarıda bahsettiğim “ derek casua sarkiz çinliu pamela ile sosyal olmak ” eylemini bir yana bırakın bu makamdakilere selam bile vermiyorlar! Ayrıca orada da Emrah tripleri yemez gençler yersiniz tokadı oturursunuz aşağı.

Plan: W.a.t cıların planı 2010 da amerikanın çeşitli köylük yerlerine gidip oralarda kayfelerde oturup “ işçi lazım mı maykıl dede ” diye iş dilenmek. Oradan da menhetın a gidip orada tuvalet temizlemek. Ayrıca sake nin de en büyük hedefi “ züünepgorkapagi.com ” adlı bir sitede açlıktan çıkan kemiklerini göstermekmiş.

Tümüyle tarafsız olan bu tanımlamalardan sonra bu yazının esas gayesi olan “ başın göğe ermesi ” eyleminin tamamlanmasından sonra ilgili makamlara sesleniyorum “ bari birlikte pikniğe gidek la?
Lavz ent kisıs

1 Mayıs 2009 Cuma

Terim Analizi part.2

Sevgili günlük. Entas08 olarak terim haline gelmiş sözcükleri açıklamaya devam ediyoruz.

İş bu yazıdaki kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür!

Pelin(resimdeki snatçı): Henüz reşit olmuş, yelkenliden hallice bir gençtir. Ergenlik dönemi triplerini Amir Toça ile birlikte yeni yeni atlattığından arada hırlayan “çekilin intaar edicem ben.” Diye sınıfı terk eden bir bireydir!

Temel Sanat Hocamsı: Birkaç yaşında, çok değil (neye göre kime göre 2 de çok değil 30 da diğmi –yazar burada okunur mokunur göte gelmeyelim niyetindedir-) insan zekasına sahip kinetik heykelden biraz daha bilinçli hareket eden insanlardır!

Pişman: Serhat olma hali

Pişmaniye: 1.Türk Dili Hocası olma hali. 2.Serhat’ın dişi hali. 3.Mısır da bir semt.

Büşra: büyük büyük dedesi biz henüz anadoluya gelmeden orta asyanın ilk gotik’idir. Tıp tarihine de adını, deri ceketiyle doğan ilk insan olarak yazdırmıştır. Ceket onunla birlikte ergenlik döneminden geçerek bugünlere kadar gelmiştir. Doğduğunda doktorun şaplağını kendine yediremeyen Büşra ilk intihar girişimini küvözde(kuvözde olabilir) göbek bağıyla yapmıştır. İlk kedisini 3 yaşında alan Büşra anı kediyi yine 3 yaşında öldürmüştür. Yıllar sonra “bbg” evinde kaybolan kediden de sorumlu tutulan Büşra halen 156 ülkede kırmızı bülten ile aranmaktadır.

Onur Tulunay: yoklama alınırken mevcut olmayan öğrenciler için söylenen deyimdir.

For example:

-tolga pınar?

-onur tulunay hocam

Okuduğunuz egzempılın mealini veriyorum:

-tolga pınar?

yok hocam!

Tolga: Millet olarak ilk çağlardan beri batıya göçen canlılarız. Tolga’nın genlerindeki bu alışkanlıktan mıdır nedir göç etme eyiliminden kendini alamayan Tolga yurt dışına çıkıcak para bulamayınca beyin göçü yapmaya karar vermiştir. Evet beyni bi süre önce göçmüştür fakat kendi buradadır telaşa mahal yok!

Tasarı Geometri: Ahmet Hoca’nın kendine yakışanı giymesidir.

Vize: Ders yok.

Malzeme: Hoca yok.

Kafa Bükücü: Hocanın kendine yakışanı bükmesidir.

(o değilde bi onur tulunay vardı o noldu?)


to be continued... valla..

30 Nisan 2009 Perşembe

Maldonado Şeytan Üçgeni


• Maldonado da onun gibi hatta dante gibi ortasındaydı ömrünün! Memleketinden göç eyleyip Fenerbahçe de at koşturmaya başlamıştı, gönül isterdi ki top koşturmak diyelim. Hikayenin özü at kısmında beyler. Kendisi at kuyruk toplanmış saçları olan topla pek alakası olmasada sahada ‘güzide duran’ bir futbolcuydu.
Şimdi at kuyruğu kısmına gelelim. Malumunuz atın kuyruğunun altında göt vardır bi nevi kuyruk götü kapatarak görüntüyü toparlamaktadır. Peki ya atın kuyruğunu keserseniz nolur? Evet! Maldonado olur!
Maldonado orta yaş bunalımından mıdır nedir canı sıkkın ev kadınları gibi saçını kestirince atın götü meydana çıkmıştı!
Sergen Yalçın bu konuya getirdiği şahane yorumla bizi konuya yönlendirecek
S.Y.: Maldonado saçını kestirmiş Şanlıurfalı futbolculara dönmüş!
• Sergen’i ayıpladıktan sonra, sadede doğru ilerliyoruz. “Urfa”
Evet malumunuz bir namazlık saltanatı* kalan arkadaşımız saki geçen kolajda çok marjinal bir çalışma yapmıştı. Kolaj tutulmuş takdir edilmişti ki yılların tecrübesi ile aynı çakallığı “çin asıllı türk” futbolcu olan yıllarca 'Pekin Amatör Küme'de top koşturmuş, o metro senin bu tramvay benim fortçuluk yapmış hocamıza yedirmeye kalkınca, musonların sergen yalçın’ı
(bkz:karpatların maradonası)(gizlibkz:sarıların sülo) taşı sakine pardon gediğe koymuştur! (lahmacun!) [ () bunlarda gedik]
(Akabinde, tüm temel sanat hocalarının bölüm odalarında yere çömerek sırasıyla “Urfa’nın etrafı, acayip hayvanlara benzirsen ve nemrudun kızı” türkülerini çığırıp tavana çiğ köfte attıkları söylentileri de çıkmadı değil!!)
• Evet sakin kolajı kesip 50x70 yapınca kuyruğun altındaki göt kabak gibi ortaya çıkmıştı. Sorarım a canlar elden ne gelir?

Meme Dali Birand yorumluyor:
Eiiiii… evet..

Esra Ceyhan yorumluyor:
Sakin bey napıyosunuz? Evet, alalım Sakin beyi dışarı..

Sakin cevap veriyor:
Bana bi hal geldi……

25 Nisan 2009 Cumartesi

temel sanat çin cumhuriyetin de 8'de türkiye imparatorluğunda da 9 da başlar.


Sevgili büllük;

İlk başta sana attığım başlık neden bu kadar sikten olduğunu açıklamak istemiyorum zira çok doluyum bu konuda. İnanır mısın bül (sana kısaca bundan sonra bül dicem çünkü büllük çok uzun bir hitap şekli ) isminin başında Doç. Dr. titrine sahip bir insan çin cumhuriyetiyle Türkiye imparatorluğu arasındaki saat farkının 1 saat olduğunu sanıyor. Yaa bül çin yapımı doçentte bu kadar oluyormuş demek ki!

Bülcüm ben bugüne bugün cemil tokatlaması sayesinde 4 dönem temel sanat alan biriyim . Ancak bir erkeklerin ne istediğini bir de kolaj hadisesini anlamadım. Yahu yok hareket kağıttan girsin kalçandan çıksın, şöyle bir hareketlenme olsun, çizgiler birbirlerini kessin, hareketler çok monoton, bak bakalım burada ritim var mı , kırmızı uyarıcıdır, mor mutasıptır , sarı ergendir, mavi odun erkeğidir, turkuaz zeki ama tembeldir falan…Bazen hani birisine yol sorarsın o da yarım saat anlatır sende olaydan koparsın, o uzun anlatımdan sonra “ orada sorarsan gösterirler ” derler ya, işte lebriz.com da 38 saat yorum yapıp “ sonrasını anladın işte” diye sonuca bağlamaması, benim neznimde lebriz adının verdiği o ressam karizmasından, yoldan geçen adam Rüstem ile aynı karizma seviyesine indiriyor bül.

Tabi bir de bunun desen kısmı var . Şu ana kadar 2si tinerle boyanın karışımından sosyal hayatla bağlarını kopararak delirmiş ressamlar, satınalma adlı nadide bir boyayla 3 yaşımıza geri gönderen bir horasan, bir de endüstri ürünleri ile mimari arasındaki farkı bilmeyen ölü ozanlar derneği filminden fırlamış bir robin wilyıms gördük bül. Ancak anlamadığım bu insanlar hafiyat sanat akımındalar falan da doğaları gereği mi delilerdi yoksa ota boka eleştirel olmanın karşılığı 155555555 beyin hücresinin katli midir?

Ohh büly ayrıca birinci dönemde bir emma vardı. O süper sonik, hiper sayko delik desenleri sayesinde atalarının “ hayvan gibi ” desenlerini unutturmuş , bir Atatürk portre deneyinden sonra “ İtalya da güzel sanatlara torpille alıyorlar sanırım ” düşüncesi içimi yaktı kavurdu büly.

Neyse büly sana tekrar yazarım caşua ile derek e selamlarımı söylersin.

Your züünep

anket önermesi

acaba hangisi daha güzel?

a) furkanın menüsü
b) züünepin çantası
c) sakinin kaz ayakları
d) sedefin rajonu
e) sibel can ile Jason Statham aşkı

24 Nisan 2009 Cuma

Arkadas Tahlilleri ve swiss üzerine acıklayıcı bi makale

Sevgili günlük,

Sana adını bile bilmediğim o güzel saçlarıyla gönlümü fethetmiş cok sevgili türk dili hocam dan ögrendiğim sekilde yazmak türk diline olan yeteneğimi konusturmak istiyorum..

İlk olarak bu güzel nadide okulun bana verdiği okul kadar tatlı bi o kadar sevimli arkadaslarımı sevgiyle kucaklıyorum (heyt girişe bak artık türk dilinden neden kaldıgımı daha iyi anlıyorum bastan bitirdim konuyu neyse spontan takılim bari..=)

Hazır arkadas demişken birinden girelim bari misal

Büşra Gotikoğulları(18):dısardan bakıldıgında ne kadar agır dursada bi cok alandaki atikliğiyle her zaman beni sasırtmıs özellikle swiss lerde dünya rekoruna dogru giden bi arkadastır. hazır lafı gelmisken swiss ide acıklim(swiss bi insan ın kafasında daha önceden kurup arkadaslarıyla bi etkiliğe girmeden önceki kacıs anıdır. Daha tam olarak gören olmamıstır cok hızla yapılan bi fiildir rivayetlere göre sakin yıllar yıllar evvel bir kere görmüştür m.ö… tam tarih sölemek cok zor .. ama ben x=v.t formülünden bulunabilineceği kanısındayım.genel olarak köse baslarında ısıklarda, ulasım araçlarına yakın yerlerde yapılırki dönüşü olmasın neyse bu konuyu cok merak eden su anda meclisi mebusan caddesine swiss üzerine tezini hazırlayan böşra arkadasımıza sorabilir. Neyse büşradan devam edelim kendisi gotük mü gotük ama montunun iç astarıyla da gotikliğe bi cok renk katmıs swissfaction bir arkadasımdır.

Zünep eken(21):kendisine Yeditepe dar gelmiş renk skalası cantasıyla cansuya renk dersi vermiş swiss konusunda da soyadına kattıgım yorumumdanda anlasıldıgı üzere büşrayı zorlayan bir arkadastır.kendisi iyi dir tatlıdır.rize ilimiz onun sayesinde ayakta durmaktadır.içtiği cayın haddi hesabı yoktur.neyse severim kendisini.

Sakin simsek(+∞ ) yorum yok henüz bilinmiyor):sınıfımızın hatta okulumuzun en görmüş geçirmis ağabeyidir. Yası hakkında ki söylenenlere fazla girmek istemiyorum bu konudaki soru işaretleri yerini korumakta sanırsam sakin zaten ordaymıs mimar sinanı üzerine kurmuslar..kendisi okula ilk basladıgımız gün büyük bir girişimcilik örnegi sergilemis mail in alınıp verilecek olan bişi oldugunu göstermistir. Son zamanlarda urfaya olan sempatisini kolajlarındada görmeye basladıgımız arkadasımızın kod adı teomandır.ama onun deyişiylede onu böle konulardan vuramazsınız.

Neyse sevgili günlük bir baska günde bir baska arkadas tahlillerimle daha burada seninle olacağım.ha bu arada merak edenler için; swiss dersleri almak isteyen olursa Büşra arkadasımıza danısabilir numarası: 666 666 666 (gotiklere özel )