Bir şeyi kırk kez söylersen olur.
Ben bugün bunu gördüm.
Geçen sene amirtoça bizim başımızı vuracağımız isimleri söylediğinde hayatın beni bu noktaya sürükleyeceğini anlamıştım. Danışman(!) dedikleri kişi zaten sıfatı sebebiyle yeterince süper-sonik bi kahramandı benim için. Danışment’lerden gelen bu ailenin günümüzde telaffuz edilir haliydi. Tonguç da bu ailenin ilk oğlan çocuklarına verilen isimdi. Herkesin “ilk oğlan” demesinden midir nedir Tonguç bana fazlaca ‘kırık’ ismi gibi gelmekteydi. Ve komikti.
Nitekim, aklıma gelen başımada geldi tabi. Geçen seneki ders onaylatma eylemini hasbel kader sorunsuz bi şekilde atlattım. Uzun ve boş geçen yaz tatilinden sonra yeniden o çetin viraja gelmiştim. Tonguç dememeliydim.
Derslerimi seçtim. Zaten bana sunulan çok seçenek yoktu! Temel sanatıda seçmiş olmanın sitresiyle okula gittim. Yol boyunca aklıma tek bir şey vardı. Tonguç dememeliydim.
Sekreteryadaki, komşu kılıklı teyze’yle muhatap olma şerefine de nail olunca –ki ne zaman bir şeylere nail olcak kadar kelime dağarcığım oldu fark etmedim- hiç düşünmeden daha doğrusu çok fazla düşünmekten! Sorumu sordum.
-şey tonguç hoca nerde? (sessizlik) Duymadın bunu deme kimseye! (gülüşmeler)
the end.
bi nevi mutlu son.
CAST
Ben – Tolga PINAR
Tonguç – Tengüz (bi hoca)
Sekreterya – Unknown Aritst
Amirtoça - Anonim
28 Eylül 2009 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder