30 Nisan 2009 Perşembe

Maldonado Şeytan Üçgeni


• Maldonado da onun gibi hatta dante gibi ortasındaydı ömrünün! Memleketinden göç eyleyip Fenerbahçe de at koşturmaya başlamıştı, gönül isterdi ki top koşturmak diyelim. Hikayenin özü at kısmında beyler. Kendisi at kuyruk toplanmış saçları olan topla pek alakası olmasada sahada ‘güzide duran’ bir futbolcuydu.
Şimdi at kuyruğu kısmına gelelim. Malumunuz atın kuyruğunun altında göt vardır bi nevi kuyruk götü kapatarak görüntüyü toparlamaktadır. Peki ya atın kuyruğunu keserseniz nolur? Evet! Maldonado olur!
Maldonado orta yaş bunalımından mıdır nedir canı sıkkın ev kadınları gibi saçını kestirince atın götü meydana çıkmıştı!
Sergen Yalçın bu konuya getirdiği şahane yorumla bizi konuya yönlendirecek
S.Y.: Maldonado saçını kestirmiş Şanlıurfalı futbolculara dönmüş!
• Sergen’i ayıpladıktan sonra, sadede doğru ilerliyoruz. “Urfa”
Evet malumunuz bir namazlık saltanatı* kalan arkadaşımız saki geçen kolajda çok marjinal bir çalışma yapmıştı. Kolaj tutulmuş takdir edilmişti ki yılların tecrübesi ile aynı çakallığı “çin asıllı türk” futbolcu olan yıllarca 'Pekin Amatör Küme'de top koşturmuş, o metro senin bu tramvay benim fortçuluk yapmış hocamıza yedirmeye kalkınca, musonların sergen yalçın’ı
(bkz:karpatların maradonası)(gizlibkz:sarıların sülo) taşı sakine pardon gediğe koymuştur! (lahmacun!) [ () bunlarda gedik]
(Akabinde, tüm temel sanat hocalarının bölüm odalarında yere çömerek sırasıyla “Urfa’nın etrafı, acayip hayvanlara benzirsen ve nemrudun kızı” türkülerini çığırıp tavana çiğ köfte attıkları söylentileri de çıkmadı değil!!)
• Evet sakin kolajı kesip 50x70 yapınca kuyruğun altındaki göt kabak gibi ortaya çıkmıştı. Sorarım a canlar elden ne gelir?

Meme Dali Birand yorumluyor:
Eiiiii… evet..

Esra Ceyhan yorumluyor:
Sakin bey napıyosunuz? Evet, alalım Sakin beyi dışarı..

Sakin cevap veriyor:
Bana bi hal geldi……

25 Nisan 2009 Cumartesi

temel sanat çin cumhuriyetin de 8'de türkiye imparatorluğunda da 9 da başlar.


Sevgili büllük;

İlk başta sana attığım başlık neden bu kadar sikten olduğunu açıklamak istemiyorum zira çok doluyum bu konuda. İnanır mısın bül (sana kısaca bundan sonra bül dicem çünkü büllük çok uzun bir hitap şekli ) isminin başında Doç. Dr. titrine sahip bir insan çin cumhuriyetiyle Türkiye imparatorluğu arasındaki saat farkının 1 saat olduğunu sanıyor. Yaa bül çin yapımı doçentte bu kadar oluyormuş demek ki!

Bülcüm ben bugüne bugün cemil tokatlaması sayesinde 4 dönem temel sanat alan biriyim . Ancak bir erkeklerin ne istediğini bir de kolaj hadisesini anlamadım. Yahu yok hareket kağıttan girsin kalçandan çıksın, şöyle bir hareketlenme olsun, çizgiler birbirlerini kessin, hareketler çok monoton, bak bakalım burada ritim var mı , kırmızı uyarıcıdır, mor mutasıptır , sarı ergendir, mavi odun erkeğidir, turkuaz zeki ama tembeldir falan…Bazen hani birisine yol sorarsın o da yarım saat anlatır sende olaydan koparsın, o uzun anlatımdan sonra “ orada sorarsan gösterirler ” derler ya, işte lebriz.com da 38 saat yorum yapıp “ sonrasını anladın işte” diye sonuca bağlamaması, benim neznimde lebriz adının verdiği o ressam karizmasından, yoldan geçen adam Rüstem ile aynı karizma seviyesine indiriyor bül.

Tabi bir de bunun desen kısmı var . Şu ana kadar 2si tinerle boyanın karışımından sosyal hayatla bağlarını kopararak delirmiş ressamlar, satınalma adlı nadide bir boyayla 3 yaşımıza geri gönderen bir horasan, bir de endüstri ürünleri ile mimari arasındaki farkı bilmeyen ölü ozanlar derneği filminden fırlamış bir robin wilyıms gördük bül. Ancak anlamadığım bu insanlar hafiyat sanat akımındalar falan da doğaları gereği mi delilerdi yoksa ota boka eleştirel olmanın karşılığı 155555555 beyin hücresinin katli midir?

Ohh büly ayrıca birinci dönemde bir emma vardı. O süper sonik, hiper sayko delik desenleri sayesinde atalarının “ hayvan gibi ” desenlerini unutturmuş , bir Atatürk portre deneyinden sonra “ İtalya da güzel sanatlara torpille alıyorlar sanırım ” düşüncesi içimi yaktı kavurdu büly.

Neyse büly sana tekrar yazarım caşua ile derek e selamlarımı söylersin.

Your züünep

anket önermesi

acaba hangisi daha güzel?

a) furkanın menüsü
b) züünepin çantası
c) sakinin kaz ayakları
d) sedefin rajonu
e) sibel can ile Jason Statham aşkı

24 Nisan 2009 Cuma

Arkadas Tahlilleri ve swiss üzerine acıklayıcı bi makale

Sevgili günlük,

Sana adını bile bilmediğim o güzel saçlarıyla gönlümü fethetmiş cok sevgili türk dili hocam dan ögrendiğim sekilde yazmak türk diline olan yeteneğimi konusturmak istiyorum..

İlk olarak bu güzel nadide okulun bana verdiği okul kadar tatlı bi o kadar sevimli arkadaslarımı sevgiyle kucaklıyorum (heyt girişe bak artık türk dilinden neden kaldıgımı daha iyi anlıyorum bastan bitirdim konuyu neyse spontan takılim bari..=)

Hazır arkadas demişken birinden girelim bari misal

Büşra Gotikoğulları(18):dısardan bakıldıgında ne kadar agır dursada bi cok alandaki atikliğiyle her zaman beni sasırtmıs özellikle swiss lerde dünya rekoruna dogru giden bi arkadastır. hazır lafı gelmisken swiss ide acıklim(swiss bi insan ın kafasında daha önceden kurup arkadaslarıyla bi etkiliğe girmeden önceki kacıs anıdır. Daha tam olarak gören olmamıstır cok hızla yapılan bi fiildir rivayetlere göre sakin yıllar yıllar evvel bir kere görmüştür m.ö… tam tarih sölemek cok zor .. ama ben x=v.t formülünden bulunabilineceği kanısındayım.genel olarak köse baslarında ısıklarda, ulasım araçlarına yakın yerlerde yapılırki dönüşü olmasın neyse bu konuyu cok merak eden su anda meclisi mebusan caddesine swiss üzerine tezini hazırlayan böşra arkadasımıza sorabilir. Neyse büşradan devam edelim kendisi gotük mü gotük ama montunun iç astarıyla da gotikliğe bi cok renk katmıs swissfaction bir arkadasımdır.

Zünep eken(21):kendisine Yeditepe dar gelmiş renk skalası cantasıyla cansuya renk dersi vermiş swiss konusunda da soyadına kattıgım yorumumdanda anlasıldıgı üzere büşrayı zorlayan bir arkadastır.kendisi iyi dir tatlıdır.rize ilimiz onun sayesinde ayakta durmaktadır.içtiği cayın haddi hesabı yoktur.neyse severim kendisini.

Sakin simsek(+∞ ) yorum yok henüz bilinmiyor):sınıfımızın hatta okulumuzun en görmüş geçirmis ağabeyidir. Yası hakkında ki söylenenlere fazla girmek istemiyorum bu konudaki soru işaretleri yerini korumakta sanırsam sakin zaten ordaymıs mimar sinanı üzerine kurmuslar..kendisi okula ilk basladıgımız gün büyük bir girişimcilik örnegi sergilemis mail in alınıp verilecek olan bişi oldugunu göstermistir. Son zamanlarda urfaya olan sempatisini kolajlarındada görmeye basladıgımız arkadasımızın kod adı teomandır.ama onun deyişiylede onu böle konulardan vuramazsınız.

Neyse sevgili günlük bir baska günde bir baska arkadas tahlillerimle daha burada seninle olacağım.ha bu arada merak edenler için; swiss dersleri almak isteyen olursa Büşra arkadasımıza danısabilir numarası: 666 666 666 (gotiklere özel )

21 Nisan 2009 Salı

Ezgi'nin kara kaplı çirkin ve zavallı günlüğü


Kara kaplı eski ve çirkin defterim; ezginin günlüğü. Sene başından bu yana dertlerimi sıkıntılarımı tatil olsun diye çektiğin acıyı (farkettiyseniz mutluluğumu gördüğünü söylemiyorum) birebir gören o zavallı deftere not ettiğim bi kaç şeyi sizinle paylaşmak istiyorum.
*Ezgi beynimiz oksijen alsın dedi
Pelin okşizen diye düzeltti.

*Onur Hüseyin Hoca'ya kızağı anlatırken "BORUSAL" ve "SPORTİK" dedi. Sonra birisinin "kızağına çocuk doğuruyor gibi" başka birisininkine de "bu kısır yapar" dedi. Hüseyin Hoca bi daha bunu derse almayalım dedi

*Pelin turtiyi "miniltmişler" dedi

*Onur ruja sulugöz yerine ağlayangöz dedi.

*Pelin ruju dudaklarımlar koklayayım dedi.

*Seda onura "OMUR" dedi.

*Pelin konserve açacağı çizebilir miyim dedi, Ezgi aç dedi.

*Pelin büyük silge demek istedi, katı silgi dedi.

*Sedanın defterime yazdığı küçük çaplı bir itiraf:
24.Mart.2009
Sevgili Ezgi'nin Günlüğü;
Nasılsın, iyi misin? Ben iyiyim. Bugün çok kötü birşey oldu. Ezginin ensesine çok feci şaplakattım ama attığım şeplaktan çok feci zevk aldım. Kendimi durdurabileceğimi hiç zannetmiyorum. Sonra bir kez de Ahmet Hoca'nın yanında Ezgi'ye şaplak attım. Bu da çok eğlenceliydi. Sonra Ahmet Hoca "Aaaa!" dedi ve kaçtı. Başta çok utandım sevgili ezginin günlüğü ama şimdi geçti. Neyse, şimdi biryerlere uzanıp uyuyacağım artık nereye bilmem. Pelin'in etli bacaklarına olabilir.Pelinin kucağını çok seviyorum.

Not:Ben de Pelin'in kucağını seviyorum.

20 Nisan 2009 Pazartesi

Bir Kelime Bir İşlem Bir de Bebek.

•Korkuyorum!

Avatar da zuko var ya günlük, avatarı bilirsin… onun amcasıyla muhabbetleri çok güzeldir bence. Hani böyle çocuk asidir, bilgiyi reddeder ama için için “aslında adam doğru diyo hafız” diye düşünmektedir. En sonunda da onun öğretilerini uygulamaya onun izinden gitmeye karar verir. Orda da böyle bi durum söz konusu. Genco amcasından gördüklerini muhtemelen dizinin devam etmeyen 4.sezonunda uygulamaya koycaktır. Şimdi diyosun ki bu dürzü bana avatarı niye anlatıyo.

Sen alışkınsın belki insanların sana bakıp kalmasına günlük, birincil görevin bu sonuçta. Ama biz değiliz. Düşün ki insansın ve bi adam bişe anlatırken sana bakakalıyor. Ama öyle böyle değil yani, seviştiniz sevişceksiniz öyle düşün…

• Dün evde ‘kaldım’ o yüzden korkuyorum. Kaldım dediğim biliğin kaldım. (bakakalmak, donakalmak, kalakalmak… gibi) hani masaüstüne sağ tıklayıp yenile dersin de simgeler bi gidip gelir ya sende bi bok yaptın sanarsın öyle birden gözlerimi kırpıp yenile’dim, benim kendime geldiğim sıralarda malzeme hocasıda aklıma geldi. Tüğlerim diken diken oldu… belli ki bulaşıcıydı kalmak. Evet o gün bana bakarak kaldığında sinsi virüs gözlerimden ruhuma doluşmuş mart ayını bekleyememiş kediler gibi üremişlerdi. Şimdi zuko yu anlıyordum işte. Bu amansız bi virüs. Benim şanssızlığım malzeme hocasının öğretilerini reddedişim. İlerde hoca olcağım şüpeli ama Mal olacağım kesin günlük..

• sadede gelecek olursak;

biz üç kişiydik bedirhan(malzeme hocası) nazlıcan(naz) bide ben(ben)..

daha doğrusu iki kişi bir de kriptondan gelen ajan! Malum kozmos biraz yoğun, kriptondaki vericelerden sinyal alarak haraket eden malzeme hocamız dünyadaki ses dalgalarına yabancı! o yüzden arada bi sesler üst üste biniyo ve onları toparlıyım derken uyku moduna geçip bütün çalışan programları askıya alıyo bu sırada kaybettiği gücü de naz’ın ve benim bedenim üzerinen karşılıyo. Olay budur. Bir Cüneyt Arkın daha peydahlanıp dünyayı kurtarır mı bilmiyorum ama benim ve nazın yaşama malzeme olmadan devam edebilmesinin tek yolu:

malzeme hocasının kriptona dönmesiyle olacak gibi.

işte biz buna tıp dilinde "kıl dönmesi" diyoruz!


ve malzeme hocasına hep bir ağızdan söylüyoruz..

"dööön bebeğim dön çaresiz başım..."


yorumsuz

iki şahane olay birden..
sedef: hiiiç unutmam!sene...sene?sene şeydii,bööle ikibinnnn.cok ii hatırlıyorum tatatat

akabinde 

sakin: (gülme krizinden hemen sonrası) uçtum şahitlerim war

tolga: naaptınıs sakin bey,lütfen sizi yerinize alalım

19 Nisan 2009 Pazar

şubuo

sevgili gümrük...

ne yazıcam bilmiorum ama sanırım çatır çutur çıkıcaktır... güllük mevzusunu oldum olası 1 haftadan fazla tutamadım elimde. ama Ezginin günlüğü espirisine 1 ay gülmüştüm. istisnalar kaidei bozmazmış. ya o diilde bizim temel sanat hocalarıda kalpsiz çıktı? sen kimsin kulağın yoklamasını almıosun ya! ama ben bu satırları dökülürken pelin yelkenlerini açıp çoktan turnikelere doğru çoktan yola çıkmış mr. spock la evlenmek için atılgana binmişti...

atılganın seyir günlüğü...

bunları anlatıorum ama yoktumki ben orda? kadeeeeeeeeeerr beni neden yoruyoooosssuuunn....
ona gümrük demiyelimde güllük diyelim... gül demeyelimde çicek diyelim... çicek değilde böcek diyelimm... olum lan o diilde böcekten 90 aldım lan!

-------coming soon-----
Hocam O Bataklıkta Yaşıyor!!!
2009 Spring

18 Nisan 2009 Cumartesi

Güner Ümit, Pelin ve Hugo üzerine…

• sevgili büllük.. bana kendinden sanal bu sayfayı ayırdığın için…

“Ben doğalı az olmuş.. hayal meyal hatırlamıyorum. Sonra sonra öğreneceğim o akla yük program yayına başlamış. Yanağında eşek kadar bir ben bir ben ki evlere şenlik. Ben büyüdükçe, kapının ardından çıkan kızların kıyafetleri küçüldü. Turnike evet. Kanal kanal gezip süper- altın- mega- 2000- diye sıfatlarda almıştı kendisi.”

Arkadaşlar demin pelin’in çocujkluğuna inip olayın kaynağını tespit etmeye çabaladık. Acıdır ki Pelin in çocukluğundan güner ümit’in beni(bkz:ben) ve 100 kişinin verdiği 5 popüler cevabın dışında kalan kelimeler çıktı. Bir de bu kelimelerin akabinde gelen “doyunk doyunk” sesi.

• şimdi tarihe not düşelim günlük.

Geçen hafta yelkenli arkadaşımız Pelin, turnikelerle bi gerginlik yaşadı. (Hani hugo önünde beliren üç kapıya gelir Tolga Abi “4 sol 5 orta 6 sağ” diye tuşları söyler de,  çocuk diğer tuşlara basar ya onun gibi.)  İsimden de anlayacağımız gibi ben Tolga Abi oluyorum, Pelin’e -sağdaki sağdaki- diye işaret ederken Pelin yanlış kapıyı seçip Hugo’yu bilinmeze uçuruyor…  Güvenlikteki ağabeylerden biri soyundu ve “evreka evreka” diye Karaköy’e doğru koşmaya başladı akabinde… Biz serhat’la şoktan çıkınca gördük ki Pelin “ayy bunu aylık yaptırsaydım keşke bakiye mi bitti n’oldu?” diye kalan güvenlik arkadaşlara öğrenci kimliğini göstererek işkence etmekte idi.

 

• Bugünden çıkardığım dersler günlük:

  1. -Güner Ümit “Turnike” programına yeniden başlasın
  2. -Pelin okulu bırakıp Üsküdar’da büfe açsın önüne de “akbil doldurulur” diye not düşsün.
  3. -Tolga Abi turnike programına konuk olsun kapının arkasından Hugo çıksın.
  4. -100 kişiye sorduk, en popüler cevap: Hugo’nun da amk!...

 

“Pelin in Şifresi” Yazarından

16 Nisan 2009 Perşembe

Sevgili Büllük

paylaşmak istediğiniz ne varsa. fotoğraf, yazı özellikle o güne ve hepimize ait olaylar. "çişim geldi" ye varıncaya anlatabilirsiniz :D
en tırt olayı bile burda dallandırıp budaklandırıp anlatıcaz. altında geyik çeviricez.. falan filan.. eminiim ilerde daha iyi oturucak bi ortam oluşturabiliriz.
burası sadece yazarlara açık olucak. yazarlarda haliyle biz..