28 Eylül 2009 Pazartesi

Dersimi Seçtim Bekliyorum

Bir şeyi kırk kez söylersen olur.
Ben bugün bunu gördüm.

Geçen sene amirtoça bizim başımızı vuracağımız isimleri söylediğinde hayatın beni bu noktaya sürükleyeceğini anlamıştım. Danışman(!) dedikleri kişi zaten sıfatı sebebiyle yeterince süper-sonik bi kahramandı benim için. Danışment’lerden gelen bu ailenin günümüzde telaffuz edilir haliydi. Tonguç da bu ailenin ilk oğlan çocuklarına verilen isimdi. Herkesin “ilk oğlan” demesinden midir nedir Tonguç bana fazlaca ‘kırık’ ismi gibi gelmekteydi. Ve komikti.
Nitekim, aklıma gelen başımada geldi tabi. Geçen seneki ders onaylatma eylemini hasbel kader sorunsuz bi şekilde atlattım. Uzun ve boş geçen yaz tatilinden sonra yeniden o çetin viraja gelmiştim. Tonguç dememeliydim.
Derslerimi seçtim. Zaten bana sunulan çok seçenek yoktu! Temel sanatıda seçmiş olmanın sitresiyle okula gittim. Yol boyunca aklıma tek bir şey vardı. Tonguç dememeliydim.
Sekreteryadaki, komşu kılıklı teyze’yle muhatap olma şerefine de nail olunca –ki ne zaman bir şeylere nail olcak kadar kelime dağarcığım oldu fark etmedim- hiç düşünmeden daha doğrusu çok fazla düşünmekten! Sorumu sordum.
-şey tonguç hoca nerde? (sessizlik) Duymadın bunu deme kimseye! (gülüşmeler)

the end.
bi nevi mutlu son.



CAST

Ben – Tolga PINAR
Tonguç – Tengüz (bi hoca)
Sekreterya – Unknown Aritst
Amirtoça - Anonim

15 Eylül 2009 Salı

sabrili zidane lı adidas F55 reklamı

...alıntıdır...

istanbul'da bir mahallenin tepeden çekimi ile başlıyor film. vakit geç olmuş, hava karanlık. ara sokaklarda ellerinde galatasaray bayraklarıyla 40-50 kişilik bir grup ilerliyor. tezahüratlar filan söz konusu tabii. o sıra eski model bir mercedes beliriyor yolda. kamera arabanın içine giriyor ve ışık keline keline vurdukça anlıyoz ki zidane var orda, zizou var. gizemli gizemli bakıyor etrafa önce. susuyor biraz. ardından da elindeki çakmağa -zippo- bakarak anlatmaya başlıyor;

" bir hikayem var... eşi benzeri olomayan bir adam hakkında."

çakmağı çakıyor o sıra, görüntü değişiyor. mahalle arasında maç yapan; biri galatasaray formalı (alnı yok; kaş ve hemen üstünde saç şeklinde bir durumu söz konusu çocuğun), 3-5 bebe görüyoruz. ve zizou bu görüntülerin üzerine konuşmaya devam ediyor;

"efsaneye göre büyülü bir şey olmuş, taş yağmuru gibi.."

bu sözün hemen akabinde bir posta kamyonu (öyle olduğunu sanıyorum), park edeceği esnada galatasaray formalı çocuğa çarpıyor hafifçe. ve cıngar çıkıyor. tutamıyolar çocuğu. küfürler, tehditler, parmak göstermeler, omuzu geri atıp koca adamın üzerine yürümeye çalışmalar... şoför ürküyor tabii. etrafa bakıyor masum masum. çocuk durmuyor. durdurulamıyor. arkadaşlarını da galeyana getirip taşlamaya başlıyolar kamyonu. zidane anlatıyor bir yandan;

"gizemli, sihirli, mucizevi..."

arkadaşlarının attığı taşlardan biri, her iki kolunu da yanlara doğru açıp havaya bakan galatasaray formalı çocuğun kafasına geliyor çötankk deyu. yığılıyor oracığa. buna sadece posta kamyonunun şoförü tanıklık ediyor ki görüntüye geldiğinde pis pis sırıttığını da fark ediyoruz. bir şeyler mırıldanıyor. küfrediyor muhtemelen.

"derler ki ayaklarından ateşin sesi çıkarmış (arka planda gülüşme sesleri duyuluyor).. koşarken kıvılcımlar saçarmış (gülüşler kahkahaya dönüşüyor ve birinin "rakibine sürttürüyordur o" dediğini duyuyoruz).. tıpkı iki taşı birbirine vurduğunda çıkan kıvılcım gibi.."

zizou bunları söylerken, onu bir stadyumun girişinde görüyoruz. maç izleyecek belli ki. yavaş yavaş yürüyor. gizemli gizemli böyle. sabri giriyor o sıra kadraja.. top ayağında, kafayı yine eğmiş koşuyor babam koşuyor. pas atacak biri var mı bakayım, rakip nerde bir göreyim dediği yok. taç çizgisi hizasında kendi kendine vücut çalımını da atıyor... hasbelkader ceza alanının sağ tarafına gelince de yekiniyor ordan kaleye. sonuç yine aut. dilini büküp, omuzlarını geri atarak koşuyor görev yerine doğru. o ara bilindik "pardon beyler!" hareketini de yapıyor tabii. taraftarın uğultusu yükseliyor iyiden iyiye ve sazı yine gizemli takılan, etrafa mistik bakışlar atan zizou alıyor;

"onun sadece bir efsane olduğunu sanmıştım...

yanılmışım."

devre bitene kadar soyunma odalarının olduğu koridorda bekleyip, sabri'yi görende, aynen materazzi'ye attığı gibi bir kafa ekleştiriyor ve "bu, tüm taraftarlar için di zarbi, uzgünüm" diyor cezayir'in aslanı. "her takımın böyle bir kafaya ihtiyacı olan oyuncusu var.." diye ekledikten sonra da uzaklaşıyor ordan. reklam biterken ekranda önce f 55 s, hemen ardından da adidas logoları görünüyor. :D

paylaşmak istedim...

17 Temmuz 2009 Cuma

Onur Tatilde

Fazla söze gerek yok bir diyalogla açıklıyorum:

- Hey şu Fedon mu?
- :dikkatlibibaksmileysi:
- Yok lan Onur'muş!

28 Mayıs 2009 Perşembe

bir hal geldi


dış mihraklar gene çalışmışlar ve bizim esra ceyhan ı en iyi 7 gariplikten 7. seçmişler! komşuya gitmiş tüm oylar! en garip biziz! a dan z ye biziz

26 Mayıs 2009 Salı

SON DAKİKA....... ENTAS ANA HABER




MEHMET ALİ BİRAND:ee iyi aksamlar sevgili izleyenler bir ana haber bülteniyle daha karsınızdayızzz
eee simdi size bir son dakika haberi veriyorum söz muhabir arkadasım sedefte
SEDEF:İyi aksamlar sayın birand son dakika gelişmesini bildiriyorum furkan birgünü gördüm şayitlerim var evet yanlış duymadınız mimar sinan üniversitesinde entas bölümünün bulundugu katta dolasırken okula bi hal geldi ve objektiflerime kaç zamandır ortalarda gözükmeyen sınıf arkadaşlarınında çok merak ettiği furkan birgün takıldı şimdilik aktarıcaklarım bunlar.

NOT:Yukardaki FURKAN BİRGÜN adlı sahısın fotografı okulda 26.5.09 tarihinde 15.30 sularında cekilmistir monitörün ayarlarıyla oynamayın hepsi gerçektir)

24 Mayıs 2009 Pazar

selim'e ithafen

neden beni sevmiyor, sürekli dalga geçiyor ve her an laf sokmaya çalışıyorsun. ne yaptım ben sana??

23 Mayıs 2009 Cumartesi

aslında ne?

aslında hoca diye giren insanlar kimler neler?

c. toka: karate kid teki bay miyagi ( hatırlıyalım: genç çekirgeyi azına zıça zıça her ayın başı yapılan dövüş müsabakalarına hazırlar )
m.ç. dedeal: kesinlikle ve kesinlikle master yoda ( hatırlayalım: hep bir iyimser hep bir tonton hep bir moral verici zıtar wars kişisi )
altıparnah: coşkun ( hatırlıyalım: " çoh gözel dansediyorsun " " yerinde duramıyorsun " " hadi arabama gidelim " )
açeyüp: flanders o süeter ve gömlek birliliği , o yuvarlak kemik gözlük , o sakal evet evet o bir flanders.
hüs. kurtuluş: kill bill deki uma törman a tabağı yalatarak yemek yedirten ama tahtayı da kırmasını öğreten ve iyi çocuk olursak 3 basınç noktasını da gösterebilecek olan uzun sakallı capon.
e gülen: bana hep tsubasayı anımsatmıştır bilmem neden.
nafiye ersoy: şeker kız kendi ile bedri baykam arası ( fular yüzünden )
cücü dirii: " çılgın marslılar " daki en çılgın marslı

edit: sevgili ezginin uyarıları ve züünep kişisinin ormanda 10 kaplan gücünde tırsak bir insan olduğu için yazarı tarafından egzejere edilmiştir. Ayrıca egzejere yi bilen arkadaşa da 3 tane mandal vericem bir tören eşliğinde

17 Mayıs 2009 Pazar

Çılgın cuma

Günlerden cuma, tasarı geometri dersi bitmiş ama tamamen bitmiş, anlatıma kalsam mı kalmasam mı diye düşünme derdinden tamamen kurtulmuş, mutluluktan vıç vıç şerbetli tulumba tatlıları yenmiş(sedef 6 tane yedi) keyif içinde oturuyorduk. Zaten 28 yaşında bir amca, 1.50 boyunda 12 gibi ama 18 yaşında olan bi kız, bir gotik, sürekli bonibon ve jelibon yiyen ve küçük şeylerle (boyut olarak küçük) mutlu olabilen bir kepçe ve ömrünün tamamını cemyılmazın esprilerini tekrar tekrar yapıp tekrar tekrar gülmeye adayan bir kızın( ayrıca bi kerede 6 tulumba tatlısı yiyebilir) biraraya gelip aynı şeyi konuşabiliyo olması başlı başına bir İRONİydi. peki "İRONİ nedir?" İroni; ne kadar sürecegi belli olmayan, sürekli devam edendir. Örneğin ironik hastalıklar vardir. Evet ironik. Kronik değil. o gün zavallı ezgi ironin kelime anlamı nedir diye sorulduğunda nedense aklına kronik gelmiştir ve bilmiş bilmiş cevaplamaya başlamıştır. bu kırdığı potlardan ilkidir. buna uzun süre gülüp ortam tekrar sessizliğe ulaştığında kendinden emin olan büşra "türkçede çok kelime var yani aslına bunu bana yarın sorsan söyleybilirdim ama bugün aklıma gelmedi" derken ironinin türkçe bir kelime olmadığını düşünmemişti. kırılan potları gören pelin hiç bişey demeden ağzı kulaklarına zorla vara vara bi yandan da karnını tuta tuta sadece gülmekle yetiniyordu. Sakin amca ise HOHAHAOHAEEY diye gülmek bi yana çığlık çığlığa bağırıyordu. o sırada sedef hala tulumba yiyordu. yine bir sessizlikten sonra Pelin o değil de ben geçende prizmagen demiştim ne komik di mi dedi. Oysaki prizmagen dememişti. PİRAMİZMA demişti. Bazılarınız bunu okurken o piramizma diye yazılmaz diyebilir. ama böyle yazılıyor. Çünkü piramidin PİRA sı ve prizmanın İZMA sını almıştı. ama PİRA ve İZMA birleşirken arada bir M harfi türemişti hepsi bu. Çok doğal bir pelin kelimesiydi. miniltmek gibi bişey. bunu duyan onurun oo evet pramizm diye işe yine bi artislik katması da hiç garip değildi. garip olan sedefin bunu PARAZMATİK diye anlaması. Gerçekten hala hiç birimiz buna sedefin laz olmasından başka bir anlam getiremiyoruz. eğer laz olmasaydı ters dönmüş kağıdın fotoğrafını bilgisayarda çeviririm diye düşünerek öylesine fotoğrafını çeken sakine "neden ters çekiyorsun?" diye şaşkına dönmüş bir şekilde soru sormazdı değil mi a dostlar? Son olarak şunları söylemek istiyorum. Sakinin sakalları aldıkça sertleşiyor, kıllar yeşeriyor. Babamın da öyle...

Not: İroni; çelişkidir. söylenenin tam tersinin kastedildiği ifadedir.

13 Mayıs 2009 Çarşamba

örovizyon yarım final

sevgili bülly;
bugün örovizyonun gavurca " semihfaynıl "ı yani yarı finali vardıydı. Ve birkaç şey farkkettim bülly;
1. gene bize oy vermedi gavurlar! gavurdan dost domuzdan tost olmaz!
2. türk kadınlarında bir sosyofobi hakim bülly çünkü o yarışmaya hangi hatun katıldıysa feci detone oldu ( hatırlayalım; yıl 2003 sertab detonesi " evrivey ded ayiiiiiiii keeiiiinnn ( nıynırıynıy hatırlamıyorum bu kelimeyi ) if yiooouuu luuooooiiiivviiiiii meeiiiiii eeiiigggiiiieeeiiinnn " ) Benim buna çözümüm sesinin ölçü hedesini bir gıdım bile arttırmayan pınar aylin en monoton sesiyle katılsın ya da ajdar adamda ego tavan çünkü !
3. hadise buradan sana sesleniyorum ; cocuğum o bıngılı ne güzel sarkıtmışın öyle? sen " düm tek tek " ettikçe göbekte sana katıldı be gülüm! Ayrıca o ayakkabıların üstündeki taşları hangi ahizenin üstünden arakladın da silikon tabancasıyla yapıştırdın bakıyım?
4. bülly eğer bulgar elvis birinci olmazsa çocuğumu keserim!
5. seneye kol bastı yla katılınmasını ve kızlarının tişörtlerinin üzerinde " törkiş delight " yazmasını temenni ediyorum. Ayrıca madem almancılardan gidiyoruz seneye de boys anılar katılsın bülly? En azından türkiye de keresteciğilin ne kadar geliştiğini gösteririz ve mobilyacılık sektörü patlar!
6.Bu sene bir kızıl ordunun madara oluşunu gözler önüne serildi büliciğim zira adamlar tatu nun arkasında çıktılar.
Bülly yarı finalden gözlemlerim bu kadar sana yazıciğim gene conem.